Dünya

ABD, İran'a saldırı için müzakereleri kılıf mı yapıyor?

Umman arabuluculuğunda Cenevre'de süren nükleer müzakerelerin gölgesinde, ABD'nin Orta Doğu'daki devasa askeri yığınağı bölgede endişe yaratıyor.

Abone Ol

Uzmanlar, Washington'ın "sınırlı bir vurkaç" planlayarak Tahran'ı masada tavize zorlayabileceğini tartışıyor.

"Sopalı diplomasi" ve Trump'ın uyarısı

Umman arabuluculuğunda Cenevre'de gerçekleştirilen dolaylı nükleer müzakerelerin üçüncü turu başlarken, bölgedeki en kritik soru şu: ABD, tıpkı geçtiğimiz Haziran ayında olduğu gibi müzakereleri askeri bir saldırı için zaman kazanmak ve siyasi kılıf uydurmak için mi kullanıyor? Yoksa bu devasa askeri yığınak, Tahran'ı hızlı bir anlaşmaya zorlamak için masaya konulan bir "sopa" mı?

ABD yönetimi saf diplomasiden uzaklaşarak "gücü masada tutan diplomasi" denklemini kuruyor. ABD Başkanı Donald Trump Çarşamba günü Kongre'de yaptığı konuşmada diplomasiyi tercih ettiğini ancak güç kullanma seçeneğini de dışlamadığını belirterek, İran'ın nükleer silah elde etmesini kesinlikle engelleyeceklerini vurguladı. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance de Tahran'ın bu tehditleri "ciddiye alması gerektiğini" belirterek, diplomasinin tercih edildiğini ancak "başka araçların" da hazırda bekletildiğini söyledi.

Tahran tetikte: "Aldatmaca olabilir"

İran tarafı ise 12 günlük savaşın yarattığı travma nedeniyle müzakereler sürerken bir yandan da teyakkuz halinde. Tahran Üniversitesi Amerikan Araştırmaları Profesörü Fuad İzedi, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada, ABD'nin daha önce müzakereleri bir oyalama ve aldatmaca taktiği olarak kullandığını hatırlatarak, "ABD, İran'a saldırmanın bedelinin ağır olmayacağını düşünürse tekrar saldırır. Siyasi müzakerelerin birçok işlevi olabilir, bunlardan biri de aldatmacadır" dedi. Eski Devrim Muhafızları komutanı Hüseyin Kenani Mukaddem ise Körfez'de sınırlı bir savaş çıkmasını ve ardından BM Güvenlik Konseyi'nin müdahalesiyle İran'a yeni yükümlülükler dayatılmasını beklediğini ifade etti.

Ortadoğu'da devasa askeri hareketlilik

Cenevre'deki görüşmelerle eş zamanlı olarak Körfez ve Orta Doğu'da eşi görülmemiş bir ABD yığınağı yaşanıyor. İki uçak gemisi görev gücü, füze savunma sistemleri ve İsrail'e konuşlandırılan F-22 "Raptor" savaş uçakları bölgedeki gerilimi artırıyor. Associated Press'in (AP) Çarşamba günü geçtiği habere göre, ABD 5. Filosu'na ait savaş gemileri Bahreyn'deki üslerinden ayrılarak açık denize açıldı. AP, bu taktiğin Haziran ayında Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'ne yönelik İran saldırısı öncesinde gemileri korumak amacıyla yapılan manevraya çok benzediğine dikkat çekti.

Senaryo: Vur ve masaya dön

Bölgedeki askeri hareketlilik ve diplomatik tıkanıklık, "sınırlı saldırı" senaryolarını güçlendiriyor. Bazı analistler, ABD'nin İran'ın belirli kapasitelerini hedef alan sınırlı bir operasyon düzenleyip, ardından çok daha ağır şartlarla müzakere masasına dönmeyi planladığını öne sürüyor.

Trump'ın dünkü açıklamaları da bu senaryoyu destekler nitelikteydi. İran'ı bölgedeki "terörün sponsoru" olarak nitelendiren Trump, Tahran'ın ABD ve Avrupa'yı vurabilecek balistik füzeler geliştirdiğini iddia etti: "Nükleer silah programlarını yeniden inşa etmemeleri konusunda uyarıldılar, ancak yine de yeniden başlıyorlar. Tehdit altındayken askeri seçenekler dahil tüm ihtimalleri değerlendirmeye hazırız."

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise Trump'ın nükleer program ve balistik füzeler hakkındaki iddialarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti. Tahran yönetimi, ABD ve İsrail'in rejim değişikliği için bahane aradığını belirterek, ne kadar sınırlı olursa olsun herhangi bir saldırıya çok sert karşılık verecekleri uyarısında bulundu.

Daily Ummah