ABD’nin başkenti Washington’da dün (Perşembe) 40 ülkenin katılımıyla gerçekleşen ilk "Barış Konseyi" toplantısı, sosyal medyada Filistinliler arasında büyük bir tartışma başlattı. Donald Trump’ın Gazze için 10 milyar dolarlık fon açıklaması ve "savaş bitti" ilanı, sahada gerçek bir temsilin bulunmaması nedeniyle "dayatma" olarak nitelendiriliyor.
Milyar dolarlık vaatler ve "Silahsızlanma" şartı
Başkan Trump, toplantıda yaptığı konuşmada her doların "umuda yapılan bir yatırım" olduğunu belirterek ABD’nin 10 milyar dolar, diğer ülkelerin ise 7 milyar dolar hibe edeceğini duyurdu. Ancak Trump’ın "Hamas silah bırakacak, aksi takdirde sertlikle karşılaşacak" ifadeleri, sosyal medyada Filistin direnişinin tasfiye edilerek Gazze’nin silahsız bir "açık hava hapishanesine" dönüştürülmesi planı olarak yorumlandı.
Temsil krizi: Ali Şaat tartışması
Filistinliler, toplantının "Filistin iradesini yansıtan gerçek bir katılım" olmadan düzenlenmesini en büyük sorun olarak görüyor. Özellikle Ali Şaat’ın herhangi bir resmi yetki veya halk desteği olmadan masada yer alması, "meşruiyetten uzak bir figürün Gazze adına konuşturulması" eleştirilerini beraberinde getirdi. Kullanıcılar, Filistin bayrağı veya sembolik bir temsilin yokluğunda, İsrail'in "konsey üyesi" olarak geleceği tartışmasını bir "siyasi dışlama" olarak tanımladı.
Uluslararası güç: "Modern işgal" korkusu
General Jasper Jeffers tarafından açıklanan, 5 ülkenin (Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova, Arnavutluk) yer alacağı Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), aktivistler tarafından şu nedenlerle eleştiriliyor:
-
Güvenlik Kaygısı: Bu gücün çatışmanın kökenlerine inmek yerine, sadece "asayişi sağlama" adı altında İsrail’in güvenlik yükünü devralacağı düşünülüyor.
-
Geçmişin İzleri: "Gazze İnsani Vakfı" gibi kurumların yardım dağıtırken sivillere yönelik şiddet olayları hatırlatılarak, yabancı bir askeri varlığın Gazze’de "yeni bir işgal" başlatabileceği uyarısı yapılıyor.
-
Siyasi Bağlar: Güç gönderecek ülkelerin tamamının İsrail ile iyi ilişkilere sahip olması ve Türkiye’nin katılımının İsrail tarafından engellendiği iddiaları, konseyin "tarafsızlığına" dair güveni sarsıyor.
"Madrid ve Oslo’nun tekrarı mı?"
Birçok kullanıcı, bu süreci 90’lı yıllardaki Madrid ve Oslo anlaşmalarına benzeterek, "yine imar ve refah vaatleri veriliyor ancak adalet ve özgürlükten bahsedilmiyor" eleştirisinde bulundu. Bazı aktivistler, kalıcı bir ateşkes ve ablukanın tam anlamıyla kalkması sağlanmadan yapılacak her türlü girişimin "gösterişten ibaret" kalacağını savunuyor. Öte yandan, insani krizin derinliği nedeniyle, her türlü yardımın Gazze'ye girmesinin önemli olduğunu savunan daha temkinli bir kesim de mevcut.




