Orta Doğu

Filistin'de anayasa hamlesi: İşgal gölgesinde yeni dönem!

Mahmud Abbas'ın yayınladığı geçici anayasa taslağı, milli irade ve işgal altındaki devletin kimliği üzerine tartışmaları körükledi.

Abone Ol

Filistin davası, siyonist işgalin pençesinde varlık mücadelesi verirken, siyasi sahada "devletleşme" yolunda kritik bir adım atıldı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, devletin hukuki temelini oluşturması beklenen "Geçici Anayasa Taslağı"nı kamuoyunun görüşüne sundu. 162 maddeden oluşan taslak, Filistin halkını "otoritenin ve meşruiyetin kaynağı" olarak tanımlarken, İslam dünyasının ve Filistin halkının beklentileri ile sahadaki işgal gerçeği arasındaki dengeyi tartışmaya açtı.

1988'deki Bağımsızlık Bildirgesi'nin ruhuna dayandırılan taslak, uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlılık vurgusu yapsa da, Filistinli hukukçular ve siyasi hareketler arasında farklı yankılar buldu. Bazı uzmanlar halkın katılımına açılmasını "milli irade" adına olumlu bir adım olarak nitelendirirken, özellikle siyonist zulüm altındaki bir halkın anayasasının "milli kurtuluş ve direniş" ekseninden uzak olduğu eleştirileri yükseliyor. Akademisyenler, taslağın Filistin’i sanki tam egemen bir devletmiş gibi ele aldığını, oysa siyonist işgalin her gün hak ihlali yaptığı bir ortamda anayasanın işgale karşı siyasi ve hukuki bir kale olması gerektiğini vurguluyor.

Taslakta yer alan ve cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıyan maddeler de "demokrasi ve şeffaflık" açısından endişeyle karşılanıyor. Özellikle anayasa maddelerinin değiştirilmesi sürecinde yürütme erkinin halkın iradesini devre dışı bırakma ihtimali, Filistin’in gelecekteki siyasi yapısı adına kritik bir risk olarak görülüyor. Dünyada 159 ülkenin Filistin'i tanıdığı ve 2026'da gerçekleşecek seçimlerin konuşulduğu bu dönemde, yeni anayasa hamlesi sadece idari bir değişim değil, aynı zamanda ümmetin kalbi olan Filistin’in hürriyet davasında nasıl bir yol izleyeceğinin de bir işareti olarak kabul ediliyor.

Daily Ummah