İran'da Mahsa Emini'nin ölümünün ardından başlayan ve temelinde ekonomik ve sosyal sorunları barındıran gösteriler birçok şehirde devam ediyor.

Tahran'da 13 Eylül'de "ahlak polisi" olarak bilinen İrşad devriyeleri tarafından "başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle" gözaltına alındıktan sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Mahsa Emini'nin, 16 Eylül'de yaşamını yitirmesi ülke yönetimine karşı protestolara neden oldu.

Kadınlar tarafından "zorunlu başörtüsü" ve ahlak polisi karşıtlığıyla başlayan itirazlar, ülkenin genelinde rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Üniversitelerde baş gösteren eylemler ortaokullara kadar indi.

Polisin müdahalesi sonucu 300'den fazla göstericinin hayatını kaybettiği gösteriler, İran'da 1979 devriminden bu yana düzenlenen sokak gösterilerinin en geniş kapsamlısı olarak değerlendiriliyor.

Devrimin ilk yıllarında devrimde bilfiil aktif rol alan siyasi grupların tasfiye edilmesi, özgürlüklerin kısıtlanması, liyakatsiz idarecilerin iş başına getirilmesi, işsizlik, yolsuzluk, ekonomik sorunlar, ülke parasının İran destekli örgütlere gönderilmesi, ülkedeki petrol gelirine rağmen kalkınmada yol kat edememe ve halkın sorunlarının görmezden gelinmesi gibi konular, insanların yönetime karşı memnuniyetsizliğinin artmasına neden oldu.

Mahsa Emini gösterilerinde eylemcilerin emniyet güçlerine saldırması bir taraftan "göstericilerin korkularını yendiği" şeklinde yorumlanırken diğer taraftan da "halkın rejime karşı biriken öfkesinin bir göstergesi" olarak değerlendiriliyor.

Söz konusu gösterilerin bir siyasi yönelişi veya liderinin olmaması, farklı bölge ve kesimlerden insanların protestolara katılması da İran yönetiminin işini zorlaştırdı.

Protestolar iki ayı geride bırakırken İran bugün de zaman zaman kadınların gruplar halinde başlattığı gösterilere sahne oluyor. Eylemci kadınların çevredeki erkekleri de gösterilere davet ettiği görülüyor. Gösterilerin ön saflarında kadınların yürümesinin ise toplumu cesaretlendirdiği ifade ediliyor.

İran'da son yıllarda gösteriler sıklaştı

İran, 1979'daki devrimden bu yana rejim karşıtı 4 büyük gösteriye sahne oldu.

Bunlardan ilki reformist siyasetçi ve dönemin Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'ye yakınlığıyla bilinen reformistlerin gazetesi Selam'ın kapatıldığı 1999 yılındaki protestolardı. Gazetenin kapatılmasına karşı başlayan itirazlar Tahran Üniversitesinin yurt yerleşkesinde öğrenci gösterilerine neden oldu.

Protestolara müdahale etmek için sopalarla yurt yerleşkesine giren yüzlerce sivil milis, öğrencilere saldırdı. Bazı öğrencilerin üçüncü kat balkonundan aşağı atladığı bu müdahale sırasında en az bir öğrenci hayatını kaybetti, yüzlerce öğrenci yaralandı. Kampüs dışına taşınan ve yaklaşık bir hafta süren gösterilerde resmi olmayan rakamlara göre 17 kişi hayatını kaybetti.

İran'da 10 yıl sonra 2009'daki gösteriler, reformist lider Mir Hüseyin Musevi ile muhafazakar siyasetçi Mahmud Ahmedinjad'ın yarıştığı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından baş gösterdi. Seçimleri Ahmedinejad'ın kazandığının ilan edilmesi üzerine reformistler, seçimlerde hile yapıldığını öne sürerek protestolara başladı. Polisin göstericilere müdahalesi sonucu resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 70 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı ve gözaltına alındı.

Aynı gösterilerde, rejim yanlısı provokatörlerin göstericiler arasına girerek eylemleri şiddet olaylarına dönüştürdüğü iddiaları gündeme geldi. Ahmedinejad, yıllar sonra bu iddiayı doğruladı. Rejim muhaliflerine göre, 2009 protestolarında Tahran yönetimi ülke dışından Devrim Muhafızları'na bağlı silahlı örgütlerden bazı unsurları emniyet güçlerine destek için İran'a getirerek sahaya sürdü.

2017 ve 2019 olayları

İran'ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017'de bir grup göstericinin hayat pahalılığı, işsizlik ve yolsuzluk gibi sorunları protesto etmesiyle başlayan olaylar kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüştü.

İsrail, Batı Şeria'da 5 Filistinliyi Yaraladı İsrail, Batı Şeria'da 5 Filistinliyi Yaraladı

Tahran, Kirmanşah, Senendeç, Zencan, Şiraz, Kum, Ahvaz, Zahidan, Erak ve Hurrem Abad gibi pek çok kente yayılan olaylarda 25 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 5 bin gösterici gözaltına alındı.

Söz konusu olaylardan 2 yıl sonra bu sefer İran halkı, 15 Kasım 2019'da Yargı Erki Başkanı, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı'ndan oluşan Ekonomi Koordinasyon Yüksek Konseyinin kararıyla benzin fiyatının 1000 tümenden 3 bin tümene yükseltilmesi üzerine protestolara başladı.

Ülkenin birçok kentinde 3 gün süren gösterilerde kamu binaları, bankalar, benzin istasyonları tahrip edildi, marketler yağmalandı.

Emniyet güçlerinin müdahale ettiği gösterilerdeki ölü ve yaralı sayısı hakkında İran makamlarınca resmi açıklama yapılmazken, Uluslararası Af Örgütü en az 304, Reuters haber ajansı ise 1500 kişinin öldüğünü duyurdu.

İran Meclisi Kum Milletvekili Mücteba Zünnur, olaylardan 7 ay sonra haziran ayında yaptığı açıklamada, benzin zammı protestolarında 6'sı emniyet görevlisi 230 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Halkın siyasetçilere güveni kalmadı

Benzin zammı gösterilerine damgasını vuran "Ne muhafazakar, ne reformist siyasetçi istiyoruz. Macera sona erdi" sloganları, halkın ülkedeki siyasetçilere yönelik umudunun kalmadığı şeklinde yorumlandı. Bu durum Haziran 2021'de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmenlerin sandığa gitmemesi şeklinde kendini gösterdi.

Muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından reformist adayların elenmesinin damga vurduğu seçimler, devrimden bu yana halkın en az katılım gösterdiği seçimler olarak tarihe geçti. Başkent Tahran'da seçmenin sadece yüzde 26'sı sandığa gitti.

Yolcu uçağının düşürülmesi toplumun vicdanını kanattı

Mahsa Emini gösterilerinin köşe taşlarından bir diğeri de 2020'de bir yolcu uçağının Devrim Muhafızları tarafından düşürülmesi hadisesi olduğu ifade ediliyor.

Tahran'da 8 Ocak 2020'de düşürülen Ukrayna yolcu uçağıyla ilgili ilk açıklamalar teknik arıza şeklindeydi. Olayla ilgili görüntülerin ortaya çıkmasının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri Komutanı Emir Ali Hacızade, uçağı 2 füzeyle vurduklarını itiraf etti. 176 kişinin hayatını kaybettiği olayda yakınlarını kaybedenler sorumluların cezalandırılmasını istiyor.

İran'da ilk Kovid-19 vakası 19 Şubat 2020'de görüldü. Virüs nedeniyle alınan tedbirler kapsamında halkın sokağa çıkması kısıtlandı. Rejim karşıtı gösteriler bir müddet olsa da duraksadı. Ülke lideri Ali Hamaney'in 8 Ocak 2021'de İran devlet televizyonundaki canlı yayında "ABD ve İngiliz aşılarının ülkeye ithalatı yasaklandı. Bunu yetkililere söyledim ve şimdi de kamuoyuna söylüyorum." demesi toplumda rahatsızlığa yol açtı.

O güne kadar virüsten 6 bin 360 kişinin öldüğü İran'da ileriki günlerde vaka ve ölü sayısının hızla artması "İran devletinin kendi halkını koruma konusunu umursamadığı" yorumlarına neden oldu. İnsanlar aşı yaptırmak için komşu ülkelere gitmek zorunda kaldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesiyle tırmanışa geçen ülkedeki ekonomik kriz, halkın gitgide derinleşen işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Tam da bu sırada ülke yöneticilerinden bazılarının çocuklarının Batılı ülkelerde lüks ve şatafat içerisindeki görüntülerinin sosyal medyada yayılması, halkla rejim yöneticilerinin arasının daha çok açılmasına neden oldu.

Reform talebinden, rejim değişikliğine: Toplumsal öfke artıyor

İranlı bazı sosyolog ve siyasetçiler bu durumu, halkın rejime olan mesafesinin artması olarak nitelendiriyor.

İran'daki İslami Azad Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Bijen Abdulkerimi, benzin zammı protestolarını değerlendirdiği 2020 yılındaki konuşmasında, "Halkın taleplerinin dikkate alınmaması devletle millet arasındaki mesafenin artmasına neden oluyor. Malesef 1979 devriminden sonra 'Devlet-Millet Kaynaşması' hedefi başarısız oldu. Yine kesinlikle gösteriler olacaktır. Bu durumdan çıkmak için, ülke yönetiminde yapısal değişiklikler gerekmektedir ancak her şey siyasete kurban edildiği için bu mümkün olmuyor." ifadelerini kullandı.

Abdulkerimi geçtiğimiz günlerde yaptığı bir diğer konuşmasında ise bir önceki toplumsal hareket için halkın yapısal değişikliklere ilişkin talebinin olduğunu ancak Mahsa Emini gösterilerinde halkın yapısal değişim talebinden ileri giderek "rejim değişimi" isteyen bir noktaya geldiğini belirtti.

İranlı yetkililer "isyan hareketi" olarak nitelendirdikleri bu gösterilerin ardında ABD ve İsrail gibi dış güçlerin olduğunu öne sürseler de bazı siyasetçi ve uzmanlar ülkedeki "ekonomik", "sosyal" ve "yönetim" kaynaklı sorunların eylemlerin temelini oluşturduğunu kaydediyor.

Reformistlerin lideri eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, İran'da halka yüklenen kötü yaşam şartlarını yöneticilerin görmezden gelmesinin halkın memnuniyetsizliğini sona erdirmediğine işaret ederek, "Mevcut durumun devam etmesi, toplumsal çöküşün zeminini an be an güçlendirmektedir. En az bedel ödeyerek gidilecek yol, devlete güvenini kaybetmiş toplum kesimlerinin itimadını kazanmaktır. Bu da yapısal reformlarla mümkündür." ifadelerini kullandı.

Gösterilere kan bulaştı

İran karşıtlığıyla bilinen eski ABD Başkanı Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada İran'daki göstericilerin silahlandığını öne sürdü. Bu görüntü, İran'daki rejim yanlısı medya tarafından sıklıkla kullanıldı. Çok geçmeden 16 Kasım'da gösterilerde silahlar patladı.

Son olarak dün gece çoğunlukta Arapların yaşadığı Huzistan eyaletine bağlı İze kentinde göstericiler ve emniyet güçleri üzerine açılan ateş sonucu 7 gösterici, İsfahan'da da 3 emniyet gücü hayatını kaybetti.

Ülkede son olaylarda 10 binin üzerinde göstericinin gözaltına alındığı belirtiliyor. Devrim mahkemesinde duruşmaların görülmeye başlandığı İran'da, şu ana kadar 5 gösterici hakkında idam kararı verildi.

Gösterilerde silahların patlamasının Tahran yönetimini sert tedbirler almaya yönlendirebileceği yorumları yapılıyor. Emniyet güçleri daha çok protestocuları saçma atan tüfeklerle yaralama yolunu tercih etseler de kameralara yansıyan görüntülerde bazı eylemlerdeki orantısız güç kullanımı dikkati çekiyor.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), dün yaptığı açıklamaya göre, Mahsa Emini'nin ölümü sonrasında başlayan gösterilerde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 342'ye yükseldi.