Almanya'da gerçekleştirilen 62. Münih Güvenlik Konferansı, uluslararası sistemin geleceğine dair karamsar uyarılar ve jeopolitik kırılmaların gölgesinde sona erdi. Dünya liderlerini ve güvenlik bürokrasisini bir araya getiren zirvede; mevcut uluslararası düzenin çöküş tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulanırken, çok kutuplu bir dünyaya geçişin ayak sesleri daha gür duyulmaya başlandı.
ABD’nin Güven Tazeleme Çabası ve Avrupa’daki Kuşku
Trump yönetiminin dış politika mimarlarından Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakan Yardımcısı Eldridge Colby’nin katılımıyla gerçekleşen zirvede, Washington’ın Avrupa ile ilişkilerini onarma gayreti öne çıktı. Rubio’nun konuşmalarında sık sık "Hristiyan değerleri" ve "medeniyet bağları" vurgusu yapması dikkat çekerken; bu söylemler, Avrupa içindeki bazı kesimler tarafından aşırı sağ hareketlere yönelik bir destek sinyali olarak yorumlandı. Öte yandan, ABD’nin Grönland’ı satın alma talebi gibi geçmişten gelen "sürpriz" çıkışların tekrarlanma ihtimali, Avrupalı müttefikler arasındaki güvensizliği diri tutuyor.
"Daha Avrupalı" Bir NATO Arayışı
Konferansın en önemli çıktılarından biri, Avrupa’nın savunmada kendi ayakları üzerinde durma eğiliminin güçlenmesi oldu. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, "daha Avrupalı bir NATO" vizyonunu savunurken; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, savunma konseptinin sadece Avrupa Birliği ile sınırlı kalmaması gerektiğini, Norveç, Türkiye ve İngiltere gibi aktörlerin de bu şemsiyeye dahil edilmesinin önemini vurguladı. Ancak Fransa ve İngiltere’nin yaşadığı mali darboğazın, bu iddialı savunma yatırımlarını ne ölçüde destekleyebileceği bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.
Çin’in Jeopolitik Hamlesi: Boşluğu Doldurma Stratejisi
Washington’ın küresel sorumluluklarından kademeli olarak çekilme sinyalleri vermesi üzerine Çin, "çok taraflılığın savunucusu" rolüyle sahneye çıktı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Almanya ve Kanada ile ilişkileri yeniden canlandırma teklifinde bulunarak, ABD’den boşalan stratejik koltuğa talip olduğunu gösterdi. Avrupalı devletlerin ekonomik çıkarlar uğruna Çin’e yaklaşma ihtimali, zirvenin en çok tartışılan jeopolitik riskleri arasında yer aldı.
Ukrayna’da Uzun Süreli Savaş Beklentisi
Zirve katılımcıları, Ukrayna’da yakın zamanda bir ateşkesin mümkün görünmediği konusunda fikir birliğine vardı. Avrupa ülkeleri, Rusya’nın müzakere tekliflerini "zaman kazanma ve güç toplama girişimi" olarak değerlendiriyor. Rusya’nın sahada ağır kayıplar vermesine rağmen geri adım atmaması, savaşın küresel ekonomi ve toplumlar üzerindeki baskısının artarak devam edeceğini gösteriyor.




