Türkiye, son yıllarda küresel ölçekte tartışılan "cinsiyet kimliği" ve "toplum ahlakı" konularında ailenin korunmasını merkeze alan kapsamlı bir yasal düzenlemeye hazırlanıyor. Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, hükümet kanadında hazırlıkları sürdürülen yeni paket, biyolojik cinsiyetin muhafazası ve genel ahlakın korunması amacıyla bir dizi katı kural ve hapis cezası öngörüyor.
Cinsiyet Değişikliği Süreçlerine Sıkı Denetim
Yeni düzenleme ile cinsiyet değişikliği ameliyatları için halihazırda 18 olan yaş sınırının 25’e çıkarılması planlanıyor. Bu operasyonu gerçekleştirmek isteyen kişilerin evli olmaması şartı getirilirken, tıbbi müdahalenin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun resmi bir sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi gerekecek. İzin alınmadan yapılan tıbbi müdahalelerde ise hem hekimlere hem de ameliyat olan kişilere ağır yaptırımlar uygulanacak. Kurallara aykırı ameliyat yapanlara 3 yıldan 7 yıla kadar, ameliyat yaptıranlara ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi gündemde.
Propaganda ve Teşvike Hapis Cezası Yolda
Düzenleme, sadece tıbbi müdahaleleri değil, sosyal alandaki faaliyetleri de mercek altına alıyor. "Biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı davranışı teşvik, övme veya özendirme" fiilleri suç kapsamına alınarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getirilmesi hedefleniyor. Bu madde, özellikle sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımları ve propaganda faaliyetlerini doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Törenlere ve Teşhirciliğe Ağır Yaptırımlar
Paketin bir diğer önemli maddesi ise nikah ve nişan törenlerini kapsıyor. Aynı cinsiyetten kişiler arasında düzenlenen nişan veya evlenme törenlerine katılan ve düzenleyenlere 1,5 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Ayrıca, "aleni teşhircilik" suçunun cezasının da alt sınır olan 1 yıldan 3 yıla çıkarılması ve denetimlerin sıkılaştırılması planlanıyor.
Toplumun temel taşı olan aile yapısının ifsadını engelleme amacı taşıyan bu yasal paketin, önümüzdeki süreçte Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Düzenleme, biyolojik gerçekliğin ve toplumsal değerlerin korunması noktasında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.




