Gazze Şeridi’nin dünyaya açılan tek penceresi olan Refah Sınır Kapısı, siyonist işgal rejiminin kirli stratejileriyle bir "özgürlük kapısı" olmaktan çıkarılıp "esaretin simgesi" haline getirildi. Haftalar süren bekleyişin ardından kapının "kısmen" açıldığı ilan edilse de, sahadaki rakamlar ve mazlum Gazze halkının tanıklıkları, siyonist ablukanın Refah üzerinden yeniden organize edildiğini kanıtlıyor.
Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre, kapının açıldığı son bir hafta içinde geçiş yapması beklenen 1600 kişiden sadece 397'sine izin verildi. Siyonist rejimin belirlediği katı kısıtlamalar nedeniyle geçiş kapasitesinin ancak %25'inin kullanılabildiğini belirten yetkililer, bu durumun bir "iyileştirme" değil, "insani krizi yönetme ve baskıyı sürdürme" operasyonu olduğunu vurguluyor. Binlerce ağır yaralı, hasta ve öğrenci, siyonistlerin "güvenlik onayı" adlı zulüm bürokrasisi altında ölümle pençeleşirken; Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bugüne dek 1600'den fazla Filistinli tedavi sırası beklerken şehadet mertebesine erişti.
Refah’tan geçmeyi başaran Gazzeliler, yeni düzenlemeyle inşa edilen geçiş koridorlarını "bir hapishane girişi" olarak nitelendiriyor. Daracık demir parmaklıklar, dikenli teller ve her adımı takip eden siyonist kameraları eşliğinde yapılan yolculuk, fiziksel yorgunluğun ötesinde bir aşağılama ve psikolojik baskı aracına dönüştürülmüş durumda. İşgalci güçlerin geçiş sırasında esir ve yaralılara yönelik "işbirliği" dayatmaları ise bu insani trajedinin bir diğer karanlık yüzünü oluşturuyor.
Sonuç olarak Refah; Gazze halkı için bir nefes borusu değil, siyonist rejimin elinde tuttuğu bir "şalter" haline getirilmiştir. Ümmetin kalbi olan Gazze'de 18 bin 500'den fazla hasta acil tahliye beklerken, kapının bu şekilde "istisnai" ve kısıtlı kullanımı ablukayı kırmaktan ziyade zulmü meşrulaştırmaktadır. Dünyanın en büyük açık hava hapishanesi olan Gazze’de, Refah Sınır Kapısı gerçek manada özgürleşmedikçe işgalin karanlık gölgesi bölgenin üzerinden eksilmeyecektir.