Sudan İslamcı Hareketi’nin önde gelen isimlerinden Büyükelçi Sana Hamad, üç yıldır devam eden iç savaşın gölgesinde ülkenin geleceğine dair stratejik açıklamalarda bulundu. El Cezire Mübeşir’e konuşan Hamad, ülkenin karşı karşıya olduğu güvenlik ve gıda krizi gibi devasa meydan okumaların, ordunun en az beş yıl daha yönetimde kalmasını bir "ulusal zaruret" haline getirdiğini vurguladı.
Savaşın sona ermesi için meşruiyet dairesindeki her türlü girişime açık olduklarını belirten Hamad, müzakere yetkisinin münhasıran hükümette olduğunu hatırlattı. Hareketin, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) ile doğrudan veya tek taraflı bir görüşme gerçekleştirmeyeceğini ifade eden Hamad, tüm süreçlerin Egemenlik Konseyi Başkanı Abdülfettah el-Burhan ve Başbakan Kamil İdris kontrolünde yürütülmesi gerektiğini savunda.
ABD’nin Yaklaşımındaki Çelişkiler ve Milli İrade
Sana Hamad, ABD’nin Sudan Özel Temsilcisi Musaad Boulos’un son dönemdeki açıklamalarını sert bir dille eleştirdi. ABD’nin bir yandan dış müdahale olmadan iç diyalog çağrısı yaparken, diğer yandan "Gelecekte İslamcı Hareket veya Müslüman Kardeşler ile herhangi bir ilişkiyi reddediyoruz" demesinin açık bir çelişki ve dış müdahale olduğunu belirtti. Hamad, "Sudan’ın geleceğine hiçbir dış güç kırmızı çizgiler koyamaz; buna hiçbir kısıtlama olmaksızın yalnızca Sudan halkı karar verir" dedi.
"Baraa bin Malik" ve Direniş Birimleri
Ordu saflarında HDK’ya karşı savaşan "Baraa bin Malik" gibi sivil savunma birliklerine de değinen Hamad, bu grupların bir varoluş savaşı veren orduya destek amacıyla "istisnai bir anda" kurulduğunu söyledi. Bu birliklerin devletin çeşitli kademelerinde görev yapan vatansever sivillerden oluştuğunu vurgulayan Hamad, savaş biter bitmez tüm silahların orduya teslim edileceğinin altını çizdi.
İslamcı Hareket ve Müslüman Kardeşler Ayrımı
Hamad, Sudan’daki siyasi dengelere dair yaptığı değerlendirmede, Müslüman Kardeşler (İhvan) ile İslamcı Hareket’in (SIM) aynı yapılar olmadığını belirtti. İhvan’ın hareketten ayrıldığını ve bazılarının savaş öncesinde Hemedti ile iş birliği yapmayı kabul ettiğini hatırlatan Hamad, ordunun "İslamcı" olarak nitelendirilerek yaftalanmasını ise ordunun kurumsal kimliğine yönelik bir saldırı olarak tanımladı.
1989 yılından bu yana Sudan siyasetinde belirleyici bir rol oynayan hareket, mevcut konjonktürde ordunun mali ve siyasi olarak desteklenmesinin, korku ve açlıkla mücadelede ve bölgesel istikrarın korunmasında yegane çözüm yolu olduğunu savunuyor.




