ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş daha da tırmanma eğilimi gösterirken, İsrailliler ABD Başkanı Donald Trump'ın (tıpkı geçen haziran ayında 12 gün süren savaşta olduğu gibi) kendi inisiyatifiyle operasyonları durdurduğunu açıklayarak kendilerini şaşırtmasından korkuyor.
ABD bölgeye daha fazla stratejik güç sevk ederken, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth önümüzdeki günlerin daha şiddetli operasyonlara sahne olacağını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise İsrail'in uzun yıllar boyunca güvenliğini ve geleceğini garanti altına almak için savaşın daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington ve Tel Aviv'in "vahşi saldırıları" olarak nitelendirdiği eylemlere karşı ülkesinin kendini savunmaya devam etme kararlılığını vurguladı.
Bu gerilimli söylemlerle eş zamanlı olarak Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, ülkesinin egemenlik ihlallerine veya topraklarına yönelik saldırılara karşı Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu teyit etti. Ancak Busaidi, ABD'nin ve bölgenin çıkarlarının ancak savaşın derhal durdurulması ve müzakere masasına dönülmesiyle sağlanabileceğini ifade etti.
Trump'tan Çelişkili Mesajlar
Sürekli devam eden tehditlerinin ortasında Trump, The Times of Israel gazetesine yaptığı açıklamada, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından aranan Binyamin Netanyahu'nun çözümün çerçevesini oluşturma sürecine katılacağını ve bu konunun bir ölçüde ortak yürütüldüğüne inandığını söyledi.
Ancak ABD merkezli CBS kanalı, Trump'ın daha sonra savaşın yakında bitebileceğini söylediğini aktardı. Bu açıklamalara paralel olarak İsrail ordusu, operasyonları ABD ile paylaştığını ve koordine ettiğini belirterek iki ülkenin tutum ve vizyon birliğini vurguladı.
Ortadoğu Araştırmaları Profesörü Dr. Mahcub Zuveiri'ye göre bu açıklamalar temel olarak İsrail kamuoyuna yönelikti. Zira Tel Aviv'de, tıpkı önceki savaşta olduğu gibi ABD'nin 12 günün ardından savaşı durdurduğunu ilan etmesine dair ciddi bir korku var.
Baskılardan Duyulan Korku
Zuveiri'ye göre ABD, büyük bir güç fazlası kullandığı için operasyonların ivmesinin kendi lehine olduğuna inanıyor ve İran içinde 4 bin hedefi imha ettiğini söylüyor. Ancak Zuveiri'ye göre şu anda ABD'nin pozisyonunu zayıflatan şey, İsrail'in sivil tesisleri hedef almasıdır. Çünkü bu durum, ABD'nin savaşın temel amacı olan İran rejimini devirme hedefine ulaşma kabiliyetini azaltıyor.
İsrail, operasyonların üçüncü gününde Trump'ın savaştan geri adım atmasından endişe duymuştu. Zuveiri, Tel Aviv'in şimdi de bölgesel, uluslararası ve ekonomik baskıların Trump'ı savaşı 12. günde durdurmaya itmesinden korktuğunu belirtiyor. Bu endişelerin nedeni sadece savaşın geride bıraktığı büyük ekonomik yansımalar değil, aynı zamanda bazılarının İsrail'in aşırıya kaçmasından korkmasıdır. Zira uzmana göre, İran'dan nefret edenler bile onun "başarısız bir devlete" (failed state) dönüşmesini istemiyor.
Stratejik Hedefler ve Hark Adası
İran'ın siyasi merkezlerinin hedef alınmasıyla başlayan bu çatışmada, İsrail'in savaş uçakları için "güvenli alan" yaratma ve özgürce hareket edebilme hedefi doğrultusunda ilk olarak İran'ın batı sınırındaki hava savunma merkezleri vuruldu.
Analist Selam Hıdır'ın sunduğu analize göre saldırılar; Şiraz, İsfahan ve Bender Abbas'taki füze fırlatma alanlarını da kapsadı ve ağırlıklı olarak bu bölgelere odaklandı. Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW), İran ordusu ile Devrim Muhafızları arasındaki operasyon koordinasyon merkezlerinin tam isabetle vurulduğunu gösteren uydu görüntüleri yayınladı.
Saldırılar ayrıca İsrail'in füze fırlatma merkezleri olarak tanımladığı noktaları da hedef aldı. ISW'nin yayınladığı uydu görüntüleri, dağlık bölgelerdeki füze fırlatma silolarının da vurulduğunu gösteriyor.
Bunun ardından İsrail petrol tesislerini bombalamaya yöneldi. ABD medyasında ise Washington'ın, İran'ın petrol ihracatının %80'inden fazlasının yapıldığı tesislerin bulunduğu Hark Adası'nı (Kharg Island) ele geçirme arzusu dillendirilmeye başlandı.