Türkiye

Türkiye'ye getirilen Gazzeli hastalar: "Bütün dünya ülkelerinin Türkiye gibi olmalarını isterdik"

Gazze'den çıkarılarak tedavi için uçakla Türkiye'ye getirilen kanser hastalarından 17 yaşındaki Mahmud Kadir İbrahim Ebu Neda ile 54 yaşındaki Yusra Abdullah, duygularını paylaştı.

Abone Ol

Türkiye, Gazze'de durumu ağır hastalar ve yaralılar için önemli bir adım attı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Gazze halkı için yürütülen yoğun diplomasi trafiği, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın bu çerçevede Mısırlı ve İsrailli mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmeler ile sağlık yardımları, hastalar ve yaralıların durumuna yönelik Mısır'daki temasları sonuç verdi.

Bu sayede, ilk kez Gazze'deki bazı hastalar, Mısır üzerinden çıkarılarak bir başka ülkede tedavi imkanına kavuştu.

Sağlık Bakanı Koca'nın bulunduğu uçakta duygusal anlar yaşandı

Cumhurbaşkanlığına ve Milli Savunma Bakanlığına ait uçaklarla El Ariş Havalimanından alınan, bir bölümü Sağlık Bakanı Koca'yla seyahat eden kanser hastaları ve refakatçilerinin uçak yolculuklarında duygusal anlar yaşandı.

Arasında kadın ve çocukların bulunduğu hastalar, yolculuk süresince sık sık Bakan Koca'ya Türkiye Cumhuriyeti devletinin böyle bir adım atmasından, bu sayede tedavilerinin devam edecek olmasından duydukları mutluluğu dile getirdi.

Bakan Koca da uçaktaki hastalarla tek tek sohbet edip, durumları hakkında bilgi aldı, onlara moral verdi. Savaşın bir an önce bitmesini istediklerini vurgulayan Koca, bundan sonra da olabildiğince hastayı Gazze'den Türkiye'ye getirme çabası içinde olacaklarının altını çizdi.

"Türk-Filistin Dostluk Hastanesi hedef alındığında bizler içindeydik"

Orak hücreli anemi hastası 17 yaşındaki Mahmud Kadir İbrahim Ebu Neda da mutluluğunu AA ekibiyle paylaştı.

Yaklaşık 10 yıldır tedavi gördüğünü anlatan Ebu Neda, "Gazze'deki Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nde tedavi görüyordum. Gazze'ye yönelik saldırılar sırasında Türk-Filistin Dostluk Hastanesi hedef alındığında, bizler içindeydik. Saldırılar sonrası hastane içinde psikolojik olarak yıkıldık, gücümüz kalmadı ve ne yapabileceğimizi de bilemedik." ifadelerini kullandı.

"Türkiye sayesinde tedavi olma fırsatı buluyoruz"

Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nin Türkiye'nin çabalarıyla yapıldığını anımsatarak teşekkürlerini ileten Ebu Neda, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin Gazze'deki Filistinlilere ve özellikle de biz hastalara verdiği ilgiden dolayı müteşekkiriz. Bizi her türlü masraflarımızı karşılayarak Türkiye'ye tedavi için götürüyorlar. Ben çok çok mutluyum, çok teşekkür ederim. Türkiye sayesinde ablukadan kurtulduk, tedavi olma fırsatı buluyoruz. Bizler gerçekten çok büyük bir umutsuzluğa düşmüştük. Gazze'den çıkabilme, tedavi olabilme veya kanserden kurtulabilme fırsatının artık olmadığı ve savaşta öleceğimiz yönünde bir hisse kapılmıştık. Türkiye devletine ve bizleri getiren ilgililere çok teşekkür ederiz. Çünkü bizler için ellerinden gelen çabayı sarf ettiler."

"Bütün dünya ülkelerinin Türkiye gibi olmalarını isterdik"

Uçağa binmeden önce ellerini açarak dua etmesi kameralara yansıyan kanser hastalarından 54 yaşındaki Yusra Abdullah, bu anı hep beklediğinin altını çizerek, "Türkiye her zaman iyilik yapan ve iyi hayat için çalışan bir ülkedir. Bütün dünya ülkelerinin Türkiye gibi olmalarını isterdik. Gazze'deki insani durumlara karşı herkesin duyarlı olması gerekiyordu. Bizler de diğer tüm insanlar gibiyiz, bu nedenle de herkesin yanımızda durmasını isterdik." sözleriyle duygularını paylaştı.

Gazze'de yaşanan abluka ve saldırıda kanser tedavisi görebilmenin imkansızlığına dikkati çeken Yusra Abdullah, tedavi aldığı Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'nin saldırılar sebebiyle faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmasından duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Yusra Abdullah, şunları kaydetti:

"Biz Gazzeli hastalar, ne psikolojik ne de fiziki bir rahatlama görebiliyoruz. Hastaneye gittiğimiz sırada bile yorgun bitkin haldeyiz. Sadece Gazze'deki Türk-Filistin Dostluk Hastanesi'ne gittiğimde kendimi rahat hissediyordum. Türk Hastanesi binasının bile farklı bir güzelliği vardı, yeri uzaktı ancak sabahları gider akşama kadar tedavi görürdük."