Tahran semalarını kaplayan yoğun duman bulutları ve İsfahan, Kum, Kerec ile diğer İran şehirlerinde susmak bilmeyen patlama sesleri altında Orta Doğu, 28 Şubat 2026 Cumartesi günü şafak vakti patlak veren "kemik kırma" savaşının ilk haftasını geride bırakıyor.

Ateşler içindeki bölgesel manzara; sınırları aşan balistik füzeler, denizleri kuşatan filolar ve kendilerini bir anda Washington, Tel Aviv ve Tahran arasındaki ateş üçgeninin tam ortasında bulan Arap şehirleri...

Bu raporda, "Piramidin Tepesi"ne (Hamaney) yönelik suikastla başlayıp bölgesel bir felakete ve her türlü ihtimale açık bir savaşa dönüşen "Deprem Haftası"nın tam bilançosunu çıkarıyoruz.

Başlangıç: Hamaney suikastı

28 Şubat Cumartesi sabahı sadece bir askeri saldırının zamanı değil, Orta Doğu için bir çağın kapanıp yenisinin başladığının ilanıydı. İsrail'in "Aslanın Kükremesi", Washington'ın ise "Görkemli Öfke" adını verdiği ortak operasyonda, hava saldırıları ve hassas güdümlü füzeler İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Tahran'daki ofisini hedef aldı.

İran devlet televizyonu ve resmi ajanslar; Hamaney'in görevi başındayken kızı, damadı ve kız torunu da dahil olmak üzere ailesinden bazı kişiler ve yaklaşık 40 üst düzey yetkiliyle birlikte hayatını kaybettiğini doğruladı. Bu suikast, tarihi "çatışma kurallarını" yıkarak savaşı sadece "vekilleri/araçları" hedef almaktan çıkarıp doğrudan "sembolü ve lideri" hedef almaya dönüştürdü.

Savaşın hedefleri: Nükleerden rejim değişikliğine

İlk andan itibaren ABD Başkanı Donald Trump ve ekibi savaşın hedeflerini belirledi: Askeri harekatın Tahran'ın tamamlanmasına "sadece iki hafta kalan" bir nükleer silaha sahip olmasını engellemek için yapıldığı açıklandı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, görevin "İran'ın nükleer hedeflerini nihai olarak ortadan kaldırmayı" amaçladığını söyledi.

Ancak günler geçtikçe, nükleer dosyanın ötesine geçen daha geniş hedefler ortaya çıktı. Trump, Reuters ile yaptığı röportajda Kürt güçlerini rejimi devirmek için harekete geçmeye çağırarak, Washington'ın İran'ın "yeni liderinin" seçilmesine müdahil olması gerektiğini vurguladı. Tahran yönetimi bunu "rejim değişikliği" savaşının resmi ilanı olarak değerlendirdi.

İran'ın yanıtı: İsrail ve ABD üsleri hedefte

İran'ın yaşadığı şok hali bir saatten fazla sürmedi. Devrim Muhafızları Ordusu, ilk dalgalarında 450'den fazla balistik füze ve 600 insansız hava aracını (İHA) içeren "Gerçek Vaat 4" adlı geniş çaplı misilleme operasyonlarının başladığını duyurdu.

Yoğun roket atışları özellikle hava üsleri olmak üzere İsrail'in iç kesimlerini hedef alırken; bombardıman Kuveyt, Ürdün, Irak, BAE, Katar ve Suudi Arabistan'daki ABD üslerini de kapsadı. Körfez ülkelerini hedef almadığını, sadece Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin güvence altına aldığı "meşru müdafaa" hakkını kullandığını vurgulayan Tahran, bölgeyi "işgalciler için bir mezarlığa" dönüştürme tehdidinde bulundu.

Savaşın çemberi genişliyor

Savaşın İran sınırlarını aşması uzun sürmedi. İran'a komşu bazı ülkelerdeki ABD büyükelçilikleri ve çıkarları füze ve İHA saldırılarına maruz kaldı.

Arap şehirleri, yerleşim alanlarının üzerinde hava savunma sistemleri tarafından engellenen balistik füzelerin enkazının düşmesine sahne oldu. Bu durum bazı komşu ülkelerde sivil kayıplara yol açarken, Arap hava sahası açık bir "çatışma alanına" dönüştü. Çatışmanın topyekûn bir bölgesel savaşa dönüşebileceği uyarıları artıyor.

İran, günde yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı'nı kapattığını ve tamamen kontrol altına aldığını açıkladı. Buna karşılık ABD, boğazda seyrüsefer özgürlüğünü garanti ettiğini ve Amerikan savaş gemilerinin ticari gemilere eşlik ettiğini duyurdu. 5 Mart Perşembe günü Devrim Muhafızları, Körfez'in kuzey kesiminde bir ABD petrol tankerini hedef aldığını ve geminin alev aldığını açıkladı.

Lübnan cephesi: İsrail güneye saldırıyor

İran cephesiyle eş zamanlı olarak İsrail, Güney Lübnan, Beyrut'un güney banliyöleri (Dahiye) ve Bekaa Vadisi'ne yoğun hava saldırıları düzenleyerek ikinci bir cephe açtı. İsrail işgal ordusu, Hizbullah'ın Tahran'a destek amacıyla karadan sızma operasyonları gerçekleştirmesini veya ağır füzeler fırlatmasını önlemek için 48 saat içinde 1500 Hizbullah hedefini vurduğunu iddia etti. Bombardıman, sınır köylerinde ve altyapıda devasa bir yıkıma yol açarken, yaklaşık 250 bin Lübnanlının kuzeye doğru göç etmesine neden oldu.

Aksa'da cuma yasağı: İsrail'e 'yumuşak savaş' suçlaması
Aksa'da cuma yasağı: İsrail'e 'yumuşak savaş' suçlaması
İçeriği Görüntüle

Can kayıpları bilançosu

En ağır insani bedel İran'da ödendi. İran Kızılayı'na göre, savaşın ilk gününde ülkenin güneyindeki Minab'da bir kız ilkokuluna isabet eden füze saldırısında 175 öğrenci ve çalışanın da aralarında bulunduğu ölü sayısı 1045'e yükseldi. Bu sayıya Devrim Muhafızları askerlerinin dahil olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

İsrail tarafında, İsrail acil servis kurumu (Kızıl Davut Yıldızı), 1 Mart'ta Kudüs yakınlarındaki Beyt Şemeş'e düzenlenen İran füze saldırısında 9'u olmak üzere toplam 10 İsraillinin öldüğünü bildirdi. İsrail Savunma Bakanlığı şu ana kadar asker kaybı açıklamadı.

ABD ordusu, Kuveyt'teki bir tesise düzenlenen saldırıda 6 askerinin öldüğünü kabul etti.

Dün gece yarısı itibarıyla, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında 77 kişi öldü, 527 kişi yaralandı.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, engellenen bir füzenin Salman Sanayi Şehri'nde yol açtığı yangın sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Kuveyt Sağlık ve Dışişleri Bakanlıkları, İran'ın ülkeye yönelik saldırılarında 2'si Kuveytli asker olmak üzere 3 kişinin öldüğünü bildirdi. BAE'de de 3 kişi hayatını kaybetti. Umman kıyıları açıklarında (Maskat) Marshall Adaları bandıralı bir kimyasal ve petrol ürünleri tankerine (Fium) isabet eden mermi sonucu bir kişi hayatını kaybetti.

Stokların tükenmesi ve maliyet

Anadolu Ajansı'nın verilerine göre, Washington'ın kasasından sadece ilk saldırıda (ilk gün) tahmini 779 milyon dolar çıktı.

Amerikan Politico sitesi, Pentagon'un hava savunma füzesi stoklarının tükenmesinden endişe duyduğunu bildirdi. Zira Washington, maliyeti 20 bin doları geçmeyen Şahid İHA'larına karşı koymak için tanesi 2 milyon dolar olan füzeler kullanmak zorunda kalıyor. The Atlantic gazetesinin perşembe günü bir Kongre yetkilisine dayandırdığı haberine göre, savaşın günlük maliyeti 1 milyar doları buluyor.

İsrail ve Körfez'in ekonomik kayıpları

İsrailli düşünce kuruluşları, ilk haftanın kayıplarını milyarlarca dolar olarak tahmin ediyor. Bu rakama mühimmat maliyeti, üretim kesintileri ve Hayfa'daki binalar ile petrol tesislerinde meydana gelen doğrudan hasarlar dahil. İsrail Maliye Bakanlığı, savaşın neden olduğu ekonomik kayıpların haftalık 9 milyar şekeli (2,9 milyar dolar) aşabileceğini belirtti.

Körfez ülkeleri ise kendilerini stratejik bir açmazın içinde buldu. Petrol tesislerine yönelik güvenlik tehdidinin yanı sıra, Körfez borsaları bir hafta içinde %5 ila %7 oranında değer kaybetti. Ticari gemiciliğin kısmen durması, gemi sigorta primlerinin %400 oranında artmasına yol açtı.

Savaşın süresi ve Hamaney'in halefi

ABD'nin savaş planlarında dramatik bir değişim yaşandı. Başlangıçta hedef "haftalar sürecek cerrahi bir operasyon" iken, Politico'nun ulaştığı bir belgeye göre Pentagon en az 100 gün (eylül ayına kadar) sürecek operasyonlar planlıyor. Bu planlama, Trump'ın belirlediği 4 haftalık takvimin çok ötesine geçildiğinin bir işareti.

Tahran ise krizi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan başkanlığında kurulan ve Muhsin Ejei ile Ayetullah Arafi'nin de yer aldığı "Geçici Liderlik Konseyi" aracılığıyla yönetiyor. Konsey, 88 üyeli Uzmanlar Meclisi binalarının bombalanmasına rağmen yeni Dini Lideri seçme düzenlemelerini görüşmek üzere 3 acil toplantı gerçekleştirdi. Pezeşkiyan, "halkın direnişinin düşmana diz çöktüreceğini" vurgulayarak, Trump'ın sürece müdahil olma isteğine karşı lider seçiminin tamamen bir iç mesele olduğunu belirtti.

Savaşın geleceği: Nereye doğru?

Bugün dünya bir yol ayrımında duruyor: Ya Amerikan çekiç darbeleri altındaki "Hamaney sonrası İran" gerçeğine boyun eğilecek ya da İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin "binlerce Amerikalıyı öldürme ve esir alma" tehdidinde bulunduğu "ana muharebe" (kara savaşı) sarmalına sürüklenilecek.

Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle'den İngiliz destroyeri HMS Dragon'a kadar Avrupa askeri unsurlarının Akdeniz'e akın etmesi, Batı'nın "uzun vadeli çevreleme" veya "topyekûn işgal" senaryosuna hazırlandığının bir işareti olabilir. Bu da bölgeyi yıllarca sürecek küresel bir çatışma alanına dönüştürme potansiyeli taşıyor.

Daily Ummah