Dini söylemlerle ABD dış politikası arasındaki iç içe geçişin en net örneklerinden birinde, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İsrail'in tüm Orta Doğu'yu kontrol etmesini destekleyen açıklamalarıyla geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi.
"Büyük İsrail" İçin Tevrat Merkezli Gerekçe
İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre Huckabee, Amerikalı gazeteci Tucker Carlson ile yaptığı röportajda ABD'deki "Hristiyan milliyetçisi" akımın benimsediği Tevrat yorumlarına atıfta bulundu.
Carlson'ın, Mısır Vadisi'nden Fırat Nehri'ne uzanan (Ürdün, Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan ve Irak'ın bir kısmını kapsayan) İbrahim'e vaat edilmiş topraklara dair metinleri hatırlatması üzerine Huckabee, bunun "büyük bir toprak parçası" olduğunu kabul ederek İsrail'in "Tanrı'nın seçtiği bir halka verdiği toprak" olduğunu iddia etti.
İsrail'in bu toprakların tamamını alma hakkı olup olmadığı sorusuna Huckabee, "Hepsini alırlarsa bu kabul edilebilir bir durum olur" şeklinde doğrudan bir yanıt vererek geleneksel siyasi çerçevenin çok ötesinde teolojik bir vizyon çizdi.
Batı Şeria'da Hızlanan İlhak Adımları
Bu yayılmacı açıklamalar, İsrail'in sahada yeni gerçeklikler dayatan hızlı adımlarıyla eş zamanlı geldi. İsrail Güvenlik Kabinesi, Batı Şeria'nın hukuki ve sivil yapısını kökten değiştirmeyi amaçlayan bir dizi kararı onayladı:
-
Mülkiyet Yasalarının Değişimi: Toprakların Yahudilere satışını yasaklayan Ürdün yasasının iptal edilmesi ve tapu kayıtlarındaki gizliliğin kaldırılması.
-
İdari Kontrol: Başta El Halil olmak üzere hassas bölgelerdeki planlama ve inşa yetkilerinin tamamen İsrail Sivil İdaresi'ne devredilmesi.
-
Yıkım Yetkilerinin Genişletilmesi: Filistin Yönetimi'nin idari ve güvenlik kontrolündeki "A" ve "B" bölgelerinde dahi yapı ve su gibi bahanelerle denetim, müsadere ve yıkım yetkilerinin genişletilmesi.
Amerikan Sağı İçindeki Bölünme
Tartışmalı röportaj, Amerikan sağının İsrail'e bakışındaki çatlakları da gün yüzüne çıkardı. Huckabee, Tel Aviv'e koşulsuz destek veren muhafazakar Evanjelik kanadı temsil ederken; Carlson, ABD'nin İsrail'e verdiği desteği giderek daha fazla sorgulayan bir tutum sergiliyor. Carlson'ın bu eleştirel yaklaşımı, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in kendisini "ikiyüzlü" olarak nitelendirerek açıkça hedef almasına neden oldu.




