Kudüs Valiliği ve İsrail işgal polisi, İran saldırılarıyla bağlantılı güvenlik endişeleri ve olağanüstü hal bahanesiyle 6 Mart 2026 Cuma günü Mescid-i Aksa'yı ibadete kapatarak cuma namazının kılınmasını engelledi. Ramazan ayında uygulanan bu yasak üst üste yedinci gününe girdi.
Sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, işgal güçlerinin uygulamaları nedeniyle üst üste yedinci günde sabah ezanının Mescid-i Aksa'nın tamamen boş avlularında yankılandığı görüldü. Ramazan ayının üçüncü cuma namazının kılınmasını engelleyen kararın ardından, Aksa'nın boş avlularında güneşin doğuşunu belgeleyen havadan çekilmiş görüntüler de yayınlandı.
İşgal güçleri, Ramazan ayının birinci ve ikinci cuma günlerinde de Mescid-i Aksa'ya girişe kısıtlamalar getirmiş ve yüzlerce Kudüslü Filistinliyi bölgeden uzaklaştırmıştı. Batı Şeria'daki Filistinlilerin gelişine de şartlar getirilmiş; giriş izni, 55 yaş üstü erkekler ve 50 yaş üstü kadınlar olmak üzere sadece 10 bin kişiyle sınırlandırılmıştı.
Aktivistler bu adımı "yüzyılın hilesi" olarak nitelendirerek, İsrail'in Aksa'yı kapatıp suçu İran'a atmaya çalıştığını ve "İran füzeleri tehlikesini" bahane ettiğini savundu. Resmi anlatıya daha fazla "inandırıcılık" katmak için kapatma kararı Kıyamet Kilisesi ve Burak (Ağlama) Duvarı'nı da kapsayacak şekilde genişletildi; oysa Hristiyanlar ve Yahudiler cuma günleri genellikle toplu ibadet için toplanmıyor.
Aktivistler, işgal altındaki Kudüs'te Talmud okullarının faaliyetlerine devam ettiğini, Yahudilerin kutlama ve toplanmalarının neredeyse normal bir şekilde sürdüğünü bildirdi. Filistinliler duruma tepki göstererek, "Mescid-i Aksa neden sadece Müslümanlara kapatılırken Talmud okulları açık kalıyor? İsraillilerin füzelere karşı özel bir bağışıklığı mı var, yoksa 'güvenlik tehlikesi' İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yönettiği bir medya oyununun bahanesi mi?" sorularını yöneltti. Bölge halkı, "Plan açık... Aksa tehlikede ve komplo herkesin gözü önünde kuruluyor" ifadelerini kullandı.
Mescid-i Aksa'da yaşananların "geçici güvenlik önlemleri" olarak basite indirgenemeyeceğini belirten aktivistler, bunun "Sözde Tapınak" planının sahadaki yansıması olduğunu vurguluyor. Aksa'nın cemaate kapatılmasının, yeni bir gerçeklik dayatmayı ve Kudüs'ü Yahudileştirmeyi amaçlayan "yumuşak bir savaş ilanı" olduğunu belirten sivil toplum temsilcileri, bu tehlikeye karşı koymanın bir seçenek değil "varoluşsal bir görev" olduğunu ve bu yumuşak savaşı boşa çıkarmanın güçlü bir ses ve ortak duruşla başladığını ifade ediyor.
Gözlemciler de Ramazan ayında Aksa'nın kapatılması ve teravih namazlarının engellenmesinin sıradan güvenlik tedbirleri olmadığını; bunun Kudüs'teki statükoyu tehlikeli bir şekilde değiştirmeyi ve Müslümanların en kutsal mekanlarından birinde ibadet ve erişim kurallarını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan açık bir girişim olduğunu teyit ediyor.
Filistin Evkaf ve Din İşleri Bakanlığı, Şubat 2026 dönemi için Mescid-i Aksa, Harem-i İbrahim ve tüm ibadethanelere yönelik İsrail ihlallerine ilişkin yayımladığı aylık raporda, özellikle Ramazan ayının başlamasıyla birlikte saldırıların boyutu ve niteliğinde benzeri görülmemiş tehlikeli bir tırmanış yaşandığına dikkat çekmişti.