Almanya, tarihsel travmalarından kaynaklanan "kurumsallaşmış güvensizlik" dönemini kapatıyor. Gestapo ve Stasi gibi baskıcı rejim cihazlarının hatırası nedeniyle bugüne kadar dünyanın en sıkı denetlenen ve en kısıtlı yetkilere sahip olan Alman istihbarat birimleri, 2026 yılı itibarıyla modern siber ve hibrit tehditlere yanıt verebilecek bir yapıya kavuşturuluyor.
Casusluk Skandalları ve "İlona W." Vakası
Reformun fitilini ateşleyen en önemli etken, Berlin'in derinliklerine sızan Rus casusluk ağlarının ifşa olması oldu. Alman-Ukrayna çifte vatandaşı "İlona W." vakası, Alman askeri karar alma mekanizmalarına sızılması ve Ukrayna'ya yapılan yardımlar ile insansız hava aracı teknolojilerine dair kritik bilgilerin Moskova'ya sızdırılmasıyla büyük bir şok yarattı. Bunun yanı sıra, Ukraynalı eski askerlere yönelik suikast planları ve Rusya yanlısı ayrılıkçıların finansmanı gibi vakalar, Almanya'nın Avrupa'da Rusya'nın "bir numaralı hedefi" olduğunu tescilledi.
Tarihsel Mirasın Getirdiği Hantallık
Almanya Federal İstihbarat Servisi (BND), bugüne kadar bağımsız kurullar, yargıçlar ve veri koruma uzmanları tarafından o kadar sıkı bir denetim altındaydı ki, uzmanlar bu durumu "bürokratik felç" olarak tanımlıyordu. Bu durum, BND'yi kendi topraklarındaki tehditleri bile tespit edemez hale getirmiş ve yabancı servislerin bilgisine bağımlı kılmıştı.
Reformun Mimarları ve Yeni Yapı
Almanya'nın en saygın istihbarat uzmanları Daniel Neumann, Christoph Meyer ve Ard Conrad tarafından hazırlanan analizler, Merz hükümetinin 139 maddelik tasarısının temelini oluşturuyor. Bu plana göre, Şansölyelik bünyesinde kurulacak bir "Ulusal İstihbarat Direktörlüğü", BND ile hükümet arasındaki kopukluğu giderecek. 2021 Afganistan krizinde yaşanan istihbarat zafiyetinin bir daha tekrarlanmaması için BND’nin Şansölye’ye ve Milli Güvenlik Konseyi’ne düzenli ve zorunlu rapor sunması yasal güvenceye bağlanacak.





