Japon hükümeti, Kuzey Kore'nin nükleer ve füze programları ile Çin'in Pasifik'teki bölgesel nüfuzunu artırdığı gerekçesiyle önceki hafta savunma politikasında değişikliğe gitti.

AA'da yer verilen habere göre, Başbakan Kişida Fumio hükümeti, bu ay içinde Ulusal Güvenlik Stratejisi, Ulusal Savunma Esasları ve Uzun Vadeli Savunma Programı olmak üzere 3 milli doktrinini güncelledi.

Güncellenen savunma politikalarına göre Çin, "en büyük stratejik meydan okuma", Kuzey Kore ise "eskisinden daha ciddi ve daha yakın bir tehdit" olarak nitelendirildi.

Yeni savunma politikalarında İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya'nın, "en çetin ve karmaşık güvenlik durumuyla" karşı karşıya olduğu vurgulandı ve füze savunma kapasitesinin artırılmasına yer verildi.

Japonya'nın "sadece füze savunması ile Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerin füze tahkimatlarını büyük ölçüde ikmal etmesi durumuyla baş edemeyeceği" kaydedildi.

"Doğrudan Karşı Saldırı"

Güncellenen yeni savunma stratejisine göre, Japonya'nın "asgari öz savunma tedbiri olarak düşman bölgesine etkili karşı saldırı yapabilme kabiliyeti kazanması gerektiği" kayda geçirildi.

Acil durumda Japonya, saldırıları caydırmak amacıyla "diğer bir ülkenin topraklarına doğrudan karşı saldırı" imkanına sahip askeri kapasite edinebilecek.

Yeni Mali Yıl Bütçesi

Başbakan Kişida hükümetinin onayladığı, Nisan 2023-Mart 2024'i kapsayacak 114,3 trilyon yenlik (yaklaşık 855 milyar dolar) taslak bütçesinde ulusal savunma harcamaları rekor seviyeye erişti.

Taslak bütçeye göre, savunma harcamalarına 6,8 trilyon yen ayrılacak. Savunma "AR-GE" faaliyetlerine mevcut mali yıldaki dilimin 3 katı seviyesinde 896 milyar yen ayrılacak.

Hipersonik, "Stand-Off" ve Tomahawk'lar

Kara Öz Savunma Kuvvetleri'nin (GSDF) Tip-12 gemisavar güdümlü füze geliştirilmesine 33,8 milyar yen ve seri üretimine 93,9 milyar yen tahsis edilecek.

Halihazırda envanterde ve en fazla 200 kilometre mesafe katedebilen bu tip füzelerin menzilinin 1000 kilometreye ulaştırılması hedefleniyor.

Ana karaya uzak ada bölgelerinin savunulmasını hedefleyen ve 2030 mali yılında hizmete alınması planlanan hipersonik füzelerin AR-GE'sine 260 milyar yen ayrılacak.

Japon imalatı "stand-off" füzelerin geliştirilmesi ve yerel üretimine hız kazandırılmasına kadar Japonya, bu alanda ithal ürünlere yönelecek.

Menzili 1600 kilometreyi bulan ABD üretimi Tomahawk füzelerinin satın alınmasına 211,3 milyar yen ayrılacak. Bu menzil, Çin kıyılarını da kapsıyor.

Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri (MSDF) Komutanı Oramiral Sakai Ryo, bu füzelere ilişkin, "Performans, isabet ve yıkım güçleri dikkate alındığında bunlar oldukça güvenilir." değerlendirmesini yaptı.

Nato ile Orantı

Savunma eğilimli güvenlik politikalarıyla tanınan Japonya'nın yıllık savunma harcamalarına 2021'de gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 1,2'si ayrıldı.

İktidar, gelecek 5 yıla yönelik NATO ülkeleriyle doğru orantılı olarak savunma harcamalarını, GSYİH'nin yüzde 2'si ya da daha yukarısına taşımayı hedefliyor.

Yeni ve 5 yıl vadeli savunma bütçesinde bu hedef için net tarih belirlendi. Buna göre 2027'de yıllık savunma bütçesine GSYİH'nin yüzde 2'si tahsis edilecek.

Aegis Destroyerleri

ABD imalatı Aegis balistik füze savunma sisteminin monte edileceği iki yeni Japon destroyerinin üretimine 220,8 milyar yen harcanacak.

Bu destroyerler, 2020'de anlaşması lağvedilen iki Aegis Ashore kıyı konuşlu füze savunma bataryalarına alternatif görülüyor.

Donanma operasyonlarında caydırıcılığın artırılmasını hedefleyen yeni destroyerlere SPY-7 radarlarının da monte edilebileceği kaydediliyor.

Öz Savunma Kuvvetleri'nin dayanıklılığını artırmak için ekipman bakımına 2 trilyon yen, cephane stokuna da 828,3 milyar yen tahsis edilecek.

Bayraktar TB2 ve MQ-9

Çin'in hipersonik unsurlarına karşı koymak amacıyla Japonya, bunları uzaktan etkisiz hale getirebilecek önleyici ekipman üretimine 58,5 milyar yen ayıracak.

Gelecek mali yıldan itibaren Japon Öz Savunma Kuvvetleri, keşif ve saldırı özelliğine sahip insansız hava aracı (İHA) modellerini test etmeye yoğunlaşacak.

Japon basın kuruluşları Nikkei ve Asahi'ye göre, Japon ordusu test sürecinde Türk yapımı Bayraktar TB2 ve Amerikan üretimi MQ-9 dronlarını denemeyi planlıyor.

Bütçe pastasında dronların pratik kullanım öncesi test süreçlerine 22 milyar yen tahsis edilecek.

Ulusal basında Bayraktar TB2'nin, Karabağ ve Ukrayna savaşlarındaki başarısı sonrası Japon ordusunun, bu alandaki tercih listesine girdiği kaydediliyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, eylül sonundaki Tokyo ziyaretinde Japonya ile savunma sanayisi ve güvenlikle ilgili istişareler gerçekleştireceklerine dikkati çekmişti.

Bakan Çavuşoğlu, "Japonya, SİHA olsun, diğer savunma sanayi ürünlerimiz olsun, almak isterse memnuniyetle Japonya'nın bu alandaki ihtiyaçlarını karşılarız." açıklamasında bulunmuştu.

Resmi Kyodo ajansı, yeni strateji ve savunma politikaları güncellemesiyle Japonya'nın, 77 yıl boyunca izlediği "savaşı terk" politikasından vazgeçerek yeni bir döneme adım atabileceği yorumunu yaptı.

Yerli ve yabancı güvenlik ve dış politika uzmanlarının, yeni strateji ile Japon ordusuna kazandırılması vadedilen "karşı saldırı kapasitesine" yönelik yorumları merak ediliyor.

"Japonya, Gerekli Önlemleri Almaya Mecbur Kaldı"

Ritsumeikan Asya Pasifik Üniversitesi'nden Sato Yoiçiro, Japonya'nın, "sınırlı saldırı kapasitesi edinebilmek" için 1000 kilometre menzile sahip seyir füzeleri tedarik etmeyi planladığını söyledi. Sato, bu politikanın, halihazırda kullanılan "düşman füzelerini havada önleme kapasitesine" kıyasla Japon ekonomisi için "daha hesaplı" olacağını savundu.

Japon siyaseti uzmanı Giulio Pugliese, yeni stratejideki "karşı saldırı kapasitesi" teklifini, "Kuzey Kore kaynaklı tehditlere karşı koyulması için en önemli gelişme" olarak niteledi. Pugliese, bu kapasitenin "tam fonksiyonelliği için ABD istihbaratı ve desteğine bağlı olduğunu" ileri sürdü.

Doğu Asya güvenlik politikaları uzmanı Sangsoo Lee, Japonya'nın yeni stratejisi karşılığında Kuzey Kore'nin, Japon münhasır ekonomik bölgesi içine füze fırlatmak ve son dönemde Güney Kore'ye karşı düzenlediği top saldırılarının benzerini, Japonya'ya düzenleyebileceği uyarısında bulundu.

"Ya Allah'ın Kullarıyız ya da algoritmanın kölesi" "Ya Allah'ın Kullarıyız ya da algoritmanın kölesi"

ABD merkezli düşünce kuruluşu RAND Corporation siyaset bilimcisi ve Japonya uzmanlarından Jeffrey Hornung, "pozitif yönde hırslı" şeklinde nitelediği strateji değişikliğiyle "bölgesel angajmanını daha faal hale getirecek" Japonya'nın "daha kapasiteli teçhizatla ABD'ye faydasının dokunacağını" savundu.

Japonya Ulusal Politika Araştırmaları Enstitüsü (GRIPS) Başkan Yardımcısı Miçişita Naruşige, Japonya'nın askeri müttefiki ABD'nin savunma harcamalarındaki düşüşleri gerekçe göstererek, "(Ulusal savunmasında) Japonya, gerekli önlemleri almaya mecbur kaldı." diye konuştu.

"Tereddütsüzce Hamleye Hazırlık"

King's College Doğu Asya uzmanı Prof. Alessio Patalano, Japon strateji belgesinde ilk kez "esnek caydırıcılık nüansının" hissedildiğini belirterek, "Ana karaya uzak adaların savunulması, Tayvan Boğazı'nda olası çatışmaların önlenmesi ve Kore Yarımadası'ndan gelecek füze saldırılarını durdurabileceği bir yana, yeni Japon savunma tavrı, bu tür faaliyetleri düşünebilmenin bile maliyetini artırıyor." ifadelerini kullandı.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nden (CFR) Japonya uzmanı Sheila Smith, "bölgenin, Japon halkına çok daha tehditkar göründüğünü" kaydederek, strateji değişikliğinin, "eğer kendisini savunması gerekirse Japonya'nın, tereddütsüzce hamle almaya hazırlandığını" gösterdiğini söyledi.

Japon siyaseti uzmanı Jennifer Lind, Çin'in "bölgeyi istikrarsızlaştırma" eleştirilerine yönelik, Japonya'nın, 75 yıldır dünya üzerindeki en ihtiyatlı savunma tavırlarından birini izlediğini ifade ederek, "ABD ve partnerlerinin perspektifine göre, Japonya'nın hamlesi, barışçıl bir ülkenin Asya'nın güvenliğine yönelik daha büyük bir katkısının sinyali." değerlendirmesinde bulundu.

Japonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsünden (JIIA) misafir danışman Stephen Nagy, yeni stratejinin, İkinci Dünya Savaşı sonrası ülke savunmasını "büyük ölçüde ABD'ye bırakan ve ekonomik büyümeye odaklanmayı hedefleyen Yoşida Doktrini'nden bariz olarak uzaklaşma" şeklinde görüleceği yorumunu yaptı.