Irak'ta hakkında verilen idam kararının ardından Suriye hükümetinin devreye girmesiyle hayata tutunan Muhammed Anqa, yaşadığı kabus dolu günleri ve özgürlüğe uzanan süreci anlattı. Anqa’nın davası, her iki ülkede de medya ve siyaset gündeminin en üst sıralarında yer almıştı.

Hücreden özgürlüğe: Bir telefonun bedeli

Muhammed Anqa'nın hikayesi, 25 Ocak 2025 tarihinde Irak güvenlik güçlerinin telefonuna el koymasıyla başladı. Telefonda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın fotoğrafları ve videolarının bulunması, Anqa için sonu idama kadar varan bir sürecin fitilini ateşledi. Anqa, gözaltı sürecinde yaşadığı hukuksuzluğu şu sözlerle dile getirdi:

"İçeriğinde ne yazdığını bilmediğim 7 ayrı kağıda parmak basmaya zorlandım. Ne sonuçlar doğuracağını bilmeden, parmaklıklar arkasından imza attım."

Necef mahkemesi ve idam kararı

Nawaf Salam'dan esirler dosyasına 'ulusal öncelik' sözü
Nawaf Salam'dan esirler dosyasına 'ulusal öncelik' sözü
İçeriği Görüntüle

Süreç boyunca Anqa'nın kardeşi de hiçbir suçu olmamasına rağmen 6 ay boyunca tutuklu kaldı. Muhammed Anqa ise Necef Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi ve burada Irak Terörle Mücadele Yasası uyarınca idam cezasına çarptırıldı. Karar karşısında büyük bir şok yaşadığını belirten genç, "Hakimin gençliğime acıyıp cezayı müebbet ya da 15 yıla indirmesini bekliyordum ama idam kararında sabit kaldı. Yine de arkamda bir hükümet olduğunu ve beni bırakmayacaklarını biliyordum," dedi.

Diplomatik müdahale ve eve dönüş

Kararın ardından Suriye hükümeti, diplomatik ve güvenlik kanalları üzerinden Bağdat yönetimiyle yoğun bir müzakere süreci başlattı. Bu müdahale sonucu dosya adli bir vakadan diplomatik bir meseleye dönüştürüldü. Müzakereler neticesinde idam cezası 1 yıl hapse çevrildi. Anqa, cezasını tamamlayarak 26 Ocak 2026 tarihinde Suriye'ye ulaştı.

Yaşadığı tecrübenin adalete ve hayata bakışını değiştirdiğini söyleyen Anqa, "İdam sehpasından, ilmeğin ucundan birkaç gün içinde güvenli bir yere dönmek mahkeme tarihinde görülmemiş bir olay," diyerek duygularını ifade etti.