İki yılı aşkın süredir devam eden saldırı ve yıkımın ardından Gazze, mübarek Ramazan ayını enkazlar arasından yükselen bir umutla karşılıyor. Siyonist işgalin bıraktığı ağır yaralara rağmen sokaklar ve çadır kentler, Filistin halkının hayata olan sarsılmaz bağlılığını bir kez daha dünyaya haykırıyor.
Çadır kentlerde ramazan hazırlığı
Gazze genelindeki sığınma kamplarında, naylon çadırların arasına gerilen süsler ve harabe duvarlarına çizilen Kubbetüs Sahra motifleri, Ramazan’ın gelişini müjdeliyor. Çocuklar, yıkılmış evlerin molozları arasında buldukları parçalarla fenerler yaparken; gençler, yıkılmaya yüz tutmuş kolonlara kandiller asarak karanlığa meydan okuyor.Sosyal medyanın gündemi: Gazze’nin vakur duruşu
Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, Gazze halkının "ölümün ortasında hayatı yeşertme" yeteneğini gözler önüne serdi. Aktivistler, bu sahneleri "soykırıma karşı manevi bir zafer" olarak yorumlarken; Gazze’nin Ramazan neşesinin, yorgun düşmüş bir halkın ruhsal bir nefes alma çabası olduğunu vurguladı.
"Gazze, enkazın altında kalsa da ruhunu teslim etmiyor. Çadırlara asılan her fener, karanlığa karşı yakılmış bir meşaledir."
Korku ve umut bir arada
Bölge halkı, mübarek Ramazan ayını bir yandan manevi bir teselliyle karşılarken, diğer yandan işgal güçlerinin saldırılarını yoğunlaştırmasından endişe ediyor. İki yıldır ibadetlerini bomba sesleri altında eda eden Gazzeliler, bu yılki Ramazan’ın bir "insani duraklama" ve huzur iklimi getirmesini temenni ediyor.