Filistin Sağlık Bakanlığı, 8 Ekim 2023'ten bu yana şehit sayısının 72 bin 45’e, yaralı sayısının ise 171 bin 686’ya yükseldiğini duyurdu.
Çocuklar hedefte ve çadırlar alevler içinde
İşgalci birimlerin Gazze'nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da ve güney bölgelerinde açtığı ateş sonucu iki çocuk yaralandı. Deyr el-Balah’ta ise yerinden edilmiş mazlum sivillerin sığındığı çadırlarda çıkan yangın faciaya yol açtı. Yemek pişirildiği sırada çıkan yangın sonucu 16 yaşındaki Şehd Mahmud el-Medhun hayatını kaybederken, annesi ve iki küçük kardeşi ağır yaralandı. Zulüm altındaki halk, barınma imkanlarının yetersizliği nedeniyle her gün yeni bir felaketle karşı karşıya kalıyor.
İşgal ordusundan suikast açıklamaları
Siyonist rejim ordusu, Hamas’ın Beyt Hanun taburuna bağlı keskin nişancı birimi sorumlusu olduğu iddia edilen Ahmed Hasan’ın düzenlenen bir operasyonla katledildiğini açıkladı. Ayrıca işgalci güçler, Şabak ile koordineli olarak düzenledikleri saldırıda, 2004 yılındaki eylemlere katıldığı gerekçesiyle eski esirlerden Basil Abdülfettah el-Heymuni’nin de şehit edildiğini bildirdi.
Gerçek kayıp 200 binin üzerinde olabilir
Cenevre Uluslararası İnsancıl Hukuk Akademisi, Gazze’deki gerçek can kaybının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu öngörüyor. Akademinin analizine göre, bölge nüfusunun %10’undan fazlasının azalmış olması, toplam can kaybının 200 bini aşmış olabileceğine işaret ediyor. Enkaz altında ulaşılamayan binlerce beden, bu batıl saldırıların gerçek boyutunu gizliyor.
Ateşkesin gölgesinde devam eden zulüm
10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen siyonist rejim, yüzlerce kez ihlal gerçekleştirerek saldırılarını sürdürdü. Ateşkes sonrası dönemde işgalci kurşunu ve bombasıyla 591 sivil şehit olurken, 1578 kişi yaralandı. ABD yönetiminin "ikinci aşama" ilanlarına rağmen sahadaki zulüm ve yıkım politikası değişmiş değil.
Bölgedeki yeniden inşa sürecinin yıllar süreceği ve milyarlarca dolarlık yatırım gerektireceği vurgulanırken, uluslararası hukuk uzmanları işgal rejimine yönelik yaptırım yerine yargı mensuplarına baskı kurulmasını adaletin engellenmesi olarak nitelendiriyor.




