Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünü resmen duyurması, Tahran rejiminin geleceği ve bölgesel dengeler üzerine büyük bir tartışma başlattı. Uzmanlar, Hamaney'in "Aslan Kükremesi" operasyonunun ilk saatlerinde hedef alınmasının, sadece askeri bir kayıp değil, aynı zamanda İran’ın istihbarat ve güvenlik duvarlarının tamamen çöktüğünün bir kanıtı olduğunu vurguluyor.
Askeri uzman Hasan Joni, Hamaney gibi en üst düzeyde korunması gereken bir ismin nokta atışıyla vurulmasının, ABD ve İsrail’in İran içindeki sızma kabiliyetini gösterdiğini belirtti. Joni'ye göre, Hamaney'in tüm teknolojik cihazlardan uzak durmasına ve en katı gizlilik protokollerine rağmen bulunabilmesi, "bilinmeyen bir takip mekanizmasının" varlığına işaret ediyor. Bu durum, Lübnan’da Hizbullah lider kadrosuna yönelik suikastlarla benzerlik gösterirken, İran'ın kilit isimlerini koruma yeteneğini ciddi şekilde sorgulatıyor.
Orta Doğu politikaları uzmanı Dr. Mahcup ez-Zuveiri ise suikastı "İslam Cumhuriyeti tarihinde tarihi bir dönüm noktası" olarak tanımladı. 36 yıldır devletin başında olan ve altı cumhurbaşkanı eskiten Hamaney'in yokluğunun, devletin hem siyasi hem de dini meşruiyetine ağır bir darbe vurduğunu ifade eden Zuveiri, anayasal olarak halef seçmenin zor olmadığını ancak bu suikastın yarattığı acziyet hissinin halk ve ordu üzerinde derin etkiler bırakacağını savundu.
Buna karşın, bazı analistler sistemin çöküşü için henüz erken olduğu görüşünde. Eski İranlı yetkili Kerim Sasani, İran rejiminin tek bir şahsa bağlı olmadığını ve sistemin sürekliliğini sağlayacak mekanizmalara sahip olduğunu hatırlattı. Ancak Tahran sokaklarında ve ordu içerisinde "savaşma iradesinin" kırılıp kırılmayacağı, önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelere bağlı. Trump'ın, Devrim Muhafızları üyelerine yaptığı "vatanseverlerle birleşin" çağrısı da rejimi içeriden bölme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Hamaney'in "iyi ve güvende" olduğunu iddia etmeye devam etse de, liderin planlanan konuşmasını henüz yapmamış olması ve üst düzey komutanların da öldürüldüğüne dair haberler, belirsizliği tırmandırıyor. Bölgedeki en büyük askeri operasyonlardan biri olan bu süreç, sadece İran'ın askeri kapasitesini zayıflatmayı değil, sistemin tamamen değişeceği koşulları yaratmayı hedefliyor.