Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'da, İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar sürüyor.

İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, UAD duruşmasında söz alarak İİT'nin İsrail'in Gazze'ye yönelik "geniş çaplı savaş suçlarının işlenmesi ve soykırım riskini artıran" saldırılarını kınadığını belirtti.

İİT'nin İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da işlediği suçlara da değinen Taha, iki devletli çözüme dayalı "kalıcı ve kapsamlı barış" çağrısını yineledi.

Taha, ülkelerin "ihraç ettikleri silah ve mühimmatın İsrail ordusu ve yasa dışı yerleşimciler tarafından Filistin halkına karşı kullanıldığının bilincinde olarak" bu ihracata son vermesini istedi.

İİT adına konuşan kamu hukuku profesörü Monique Chemillier-Gendreau da İsrail'in Filistinlilere karşı uyguladığı "cezasız kalan ve haksız" şiddetin, "cehennem gibi bir intikam döngüsüne" yol açtığını belirtti.

Bu döngüyü kırmak gerektiğini vurgulayan Chemillier-Gendreau, UAD'nin Filistin'de yaşananları "hukukun gündemi yapması" gerektiğini söyledi.

BM Genel Kurulu, UAD'dan görüş istemişti

BM Genel Kurulu, 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD'a, Divan Statüsü'nün 65. maddesine dayanarak 1967'deki savaştan bu yana İsrail'in Filistin'deki işgalinin hukuki neticelerine ilişkin 2 soru yöneltmişti.

BM Genel Kurulunun Divan'dan cevaplarını talep ettiği sorular şu şekilde:

"1- İsrail'in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?

İİT'den, ramazanda Sudan'daki düşmanlıkların sona ermesi çağrısı İİT'den, ramazanda Sudan'daki düşmanlıkların sona ermesi çağrısı

2- İsrail'in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?"

Danışma görüşü talebi, 17 Ocak 2023'te BM Genel Sekreteri tarafından UAD'a ulaştırılırken Divan, BM üyesi devletlere ve Filistin'e danışma görüşü istenen sorular hakkında yazılı ve sözlü beyanda bulunma haklarına ilişkin bildirim yaptı.

Danışma görüşünün etkisi

UAD'ın danışma görüşlerinin, her ne kadar bağlayıcı olmasa da birçok devlet ve kuruluş tarafından dikkate alındığı ve verilen görüşe uygun hareket edildiği belirtiliyor.

Divan'ın, İsrail'in Filistin topraklarında inşa ettiği duvara dair 2004'te verdiği danışma görüşünde, duvarın hukuka aykırı olduğunu tespitinin ardından birçok devlet ve şirketin, söz konusu duvarın inşasına katkı sunmaktan imtina etmesi, İsrail'e sattıkları inşaat malzemelerinin duvarın yapımında kullanılmaması şartını koyması dikkati çekiyor.

Yine UAD'ın 22 Temmuz 2010'da uluslararası hukukta bir devletin tek taraflı bağımsızlık ilan etmesinin yasaklanmadığı yönünde verdiği danışma görüşünün ardından, Kosova'nın bağımsızlığının meşruiyeti arttı ve bağımsızlığını tanıyan devlet sayısı çoğaldı.

UAD'ın görüşünün, işgalin uluslararası hukuka aykırılığı yönünde olması durumunda İsrail üzerindeki baskının artması ve ona açıkça destek veren ülkeleri uluslararası toplum tarafından tutumlarını gözden geçirmeye zorlamaları muhtemel olarak değerlendiriliyor.