Tikriti, AA muhabirine, İngiltere'deki debanking uygulamasının Müslümanların kurduğu yardım kuruluşlarında yol açtığı mağduriyet hakkında değerlendirmede bulundu.

İngiltere'nin 2020'de bankacılık kanununda yaptığı değişikliğin ardından bankaların müşterilerin hesaplarını sebep göstermeden kapattığını belirten Tikriti, bankaların günde yaklaşık bin hesaba debanking uyguladığını, buna maruz kalanların büyük bir kısmının Müslüman olduğunu söyledi.

Tikriti, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasından (BREXIT) hemen sonra hükümetin AB ülkeleriyle ortak kullandığı bankacılık kanunları yerine kendi yasalarını düzenleyerek yürürlüğe koyduğunu kaydederek, sıkılaştırılan debanking yasaları nedeniyle uygulamadan mağdur olan kişilerin uzun süre devam eden dava süreçleri nedeniyle zorluk çektiğini dile getirdi.

Debanking uygulanan kişilerin tüm bankaların kara listesine girdiğine ve para akışının kontrol edildiğine dikkati çeken Tikriti, "Bankalar sizden bir anda tüm imkanlarını kısıtlar. Bankalar size debanking uygulandığına dair bir bilgi vermediği için siz uzun süre ne yapacağınızı bilemezsiniz." diye konuştu.

Tikriti, İngiltere'de çoğu işletmenin nakit kabul etmediğini banka kartı ya da kredi kartıyla işlem yaptıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

İngiltere, İran'ın İsrail'e hava saldırısını şiddetle kınadı İngiltere, İran'ın İsrail'e hava saldırısını şiddetle kınadı

"İngiltere nakitsiz bir toplum olma yolunda uzun zamandır büyük bir yol katetti. Bankalar bir kişiye debanking uyguladığında sadece onun parasını değil aynı zamanda alışveriş yapma, gıda temin etme hürriyetini de engelliyor. En basiti İngiltere'de banka hesabı olmadan kahve bile içemeyeceğiniz bir sürü mekan var. Uçak ya da otel rezervasyonları nakitle yapılmıyor. Debanking, insanları sosyal hayattan koparıyor. Bunun bir birey olarak sizi, ailenizi ve toplumunuzu nasıl etkilediğini bir düşünün."

"STK'lere debanking tamamen siyasi nedenlerle uygulanıyor"

Bankaların hükümetle doğrudan bağlantılı olarak Müslüman sivil toplum kuruluşlarının banka hesaplarına da debanking uyguladığını aktaran Tikriti, "Bence sivil toplum kuruluşlarına (STK) debanking tamamen siyasi nedenlerle uygulanıyor. Bankalar, siyasi nedenlerle hesaplara el koymamalı. Bu toplumsal barışı da etkiliyor." görüşünü paylaştı.

Tikriti, hükümetin ya da politikacıların hedef göstermesi nedeniyle İngiltere'deki birçok Müslüman kuruluşun bankalar tarafından mimlendiğini vurgulayarak, başkanı olduğu Cordoba Vakfının da hesap kapatmalara maruz bırakıldığını anlattı.

Cordoba Vakfının, Londra'da Haziran 2022'de Tunus'taki siyasi gerilime çözüm yolları aranan forum düzenleyeceği sırada hesap dondurma uygulamasına maruz kaldığı bilgisini paylaşan Tikriti, şu ifadeleri kullandı:

"Foruma hazırlık yaptığımız sırada, organizasyon için tuttuğumuz şirkete Cordoba Vakfının hesabından para gönderecekken hesabın bloke olduğunu gördük. Tüm ticari hesaplarımızın kapatıldığını fark ettik. Bir uyarı maili ya da zarf göndermediler, hesapların neden kapatıldığına dair bilgi de vermediler. Sorunu çözmek için bankaya gittiğimdeyse bana herhangi bir bilgi vermediler. Kişisel banka hesabımın kapatıldığında artık şaşırmıyorum. Her ne kadar bu deneyimlenmesi şok edici bir şey olsa da artık alıştım ama Cordoba Vakfının hesapları da kapatıldı."

Tikriti, bankaların forum için bağış kabul edilen hesapları kapatmasının ardından bağışçıların hesaplarının da incelendiğinden ve bunun ülkedeki Müslüman toplumda büyük bir endişeye neden olduğundan bahsederek, forumun tedarikçilerinin parasını bireysel hesaplarından ödemek isteyen bağışçıların ödemelerinin de gönderilmediğini dile getirdi.

Cordoba Vakfının tüm bankalarla ilişiğinin kesildiğine ve bunun sadece bir bankanın kendi başına alacağı bir karar olmadığa dikkati çeken Tikriti, "Vakfın parasına el konulunca zor günler geçirdik. Çünkü paranız yoksa çalışanların maaşlarını ya da kirayı ödeyemezsiniz, vakfın elektrik, su ve doğal gaz faturalarını yatıramazsınız. Yani kısaca çalışamazsınız." şeklinde konuştu.

Tikriti, vakfa uygulananlar nedeniyle bağışçıların korktuğunun ve vakfın güvenilirliğinin sarsıldığının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Eğer bir sivil toplum kuruluşuna debanking uygulanırsa o hayır kurumu batar. Çünkü insanlar bizim yanlış bir şey yaptığımız için hesaplarımıza el konulduğunu zanneder ama aslında sadece bir uygulamaya maruz kalmışsınızdır. Medya bir anda 'Müslümanlar şöyle yapıyor, Müslümanlar böyle yapıyor' diye yazmaya başlayınca debanking bir anda İslamofobi için bir kılıç görevi görür. İngiltere'de yapılan anketler ne zaman bir suç ya da başka bir sorun olsa, Müslümanların şüpheli olarak herkesten daha fazla hedef alındığını göstermiştir. Bu yanlış tavırlar nedeniyle Avrupa genelinde Müslümanlara yönelik ayrımcılığın arttığını görüyoruz."

Debanking uygulaması

İngiltere, 1 Şubat 2020'de BREXIT'in ardından bankacılık kanununda yaptığı değişiklikle, İngiliz bankalarının itibarını zedeleyen müşterilerin hesaplarını sebep göstermeden kapatılmasına imkan sağlayan "debanking" yasasını sertleştirdi.

Yasaya göre, bankalar, yolsuzlukla mücadele, kara para aklama, siyasi yasaklar ve terörle mücadele gibi nedenlerle hükümetin kapatılmasını istediği hesapları bilgi vermeden kapatma yetkisine sahip oldu.

İngiltere'nin önde gelen bankalarından NatWest'in Haziran 2023'te politikacı ve yorumcu Nigel Farage'ın banka hesaplarını kapatmasının ardından Başbakan Rishi Sunak, debanking uygulamasının yumuşatılması için konuyu parlamentoya taşıyacağını ifade etti.

İngiltere Finansal Yönetim Otoritesinin Eylül 2023'te yayımladığı rapora göre, 2022'de İngiliz bankaları sebep göstermeden 343 binin üzerinde hesabı kapattı. Otorite, hesapların çoğunun "potansiyel tehdit" oluşturabileceği için kapatıldığını bildirdi. İngiltere Müslüman Konseyinin, 1 Ağustos 2023'te yayımladığı bildiride, debanking uygulamasından en fazla Müslüman kişi ve kuruluşların etkilendiği ve bu durumun toplumda derin endişelere yol açtığı vurgulandı.