ABD ve İsrail'in İran'a yönelik savaşının üçüncü günü, İran'ın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) verdiği yanıt sürerken birçok cephede geniş çaplı bir askeri tırmanışa sahne oldu. Sabah saatlerinden itibaren saldırılar İran'ın orta, güney ve kuzeydoğu bölgelerinde yoğunlaştı; başkent Tahran ve Devrim Muhafızları üsleri de hedef alındı.
Al Jazeera'da Gazeteci Selam Hıdır tarafından sunulan interaktif haritaya göre, ABD ve İsrail İran'ın çeşitli bölgelerini hedef aldı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), bir önceki gün "B-2" uçaklarının kullanılmasının ardından dünkü saldırılarda "B-1" stratejik bombardıman uçaklarının kullanıldığını doğruladı; bu durum operasyonların boyutunu ve hassasiyetini yansıtıyor.
Kuzeydoğuda hava saldırıları, Türkiye ve Irak sınırındaki sınır muhafız noktalarını ve Kirmanşah ile İlam'daki hava savunma üslerini kapsadı. İran'ın orta ve güney kesimlerindeki saldırılar ise Körfez ülkelerine yönlendirilen füze ve İHA fırlatma rampalarını barındıran Şehit Ali Arabi, Bender Abbas ve Konarek gibi üsleri vurdu. Öte yandan yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip "Hürremşehr-4" uzun menzilli füzeleri doğrudan İsrail'i vurmak üzere ayrıldı.
Bu bağlamda Askeri Uzman Tuğgeneral İlyas Hanna, İran'ın uzun menzilli füzelerini doğrudan İsrail'i hedef almak için ayırırken, İHA'larını "kuvvet tasarrufu" prensibi gereğince Körfez ülkelerini vurmak için tahsis ettiğini açıkladı.
Hanna'nın Al Jazeera'ya yaptığı değerlendirmeye göre bu dağılım, İran'ın hem İsrail hem de Körfez üzerindeki baskısını aynı anda sürdürürken gelişmiş füze stokunu korumasına olanak tanıyor; böylece askeri yanıt esnekliğini koruyor ve her bölge için stratejik hedefleri vurmasını sağlıyor.
Hanna'ya göre İHA'lar devasa bir yıkım yaratmaya değil, petrol ve gaz tesislerini hedef alarak ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini aksatmaya çalışarak bölgede bir kargaşa yaratmaya yönelik. Bu da İran'ın füze kapasitesini tamamen tüketmeden bölge üzerinde baskı kurma stratejisini yansıtıyor.
Savaşın Kapsamı ve Hedefleri
İsrail'de Tel Aviv, Hayfa ve Necef Çölü roket atışlarına maruz kalırken, İsrail'in saldırıları Lübnan'ın güneyini, Bekaa'yı ve ülkenin doğusunu hedef aldı. Bu durum, Hizbullah'ın roket saldırısının ardından İsrail ile örgüt arasındaki çatışmaların devamı niteliğindeydi.
Hanna, ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer hedeflerine yönelik saldırılarının özelliğine dikkat çekerek, İsfahan bölgesinin atom bombası yapımında kullanılan uranyumu üretmek için gerekli rafinasyon ve zenginleştirme tesislerini barındırdığını belirtti. Saldırıların, hayati bölgeleri ve kuvvetleri korurken füze kapasitesini ve nükleer üretimi felç etmeye odaklandığını açıkladı.
Savaşın süresiyle ilgili olarak askeri uzman, İran'ın savaşın kapsamını Kıbrıs ve Körfez'e doğru genişletmeye çalıştığını, ABD'nin ise hedefleri belirli, hızlı bir savaş arayışında olduğunu belirtti. Tarafların hedeflerindeki belirgin farklılığa değinerek; Washington'ın nükleer kapasiteyi yok etmek istediğini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ise ek siyasi ve askeri hedeflere ulaşmayı amaçladığını ifade etti.
Hanna'ya göre ABD operasyonları füzeleri ve deniz platformlarını yok etmek amacıyla İran'ın güneyine ve deniz alanlarına odaklanırken, İsrail operasyonları İran topraklarının derinliklerini ve İsrail'e yönlendirilmiş füzeleri hedef alıyor; bu da her silah türü için görev paylaşımını ve rotaların belirlendiğini gösteriyor.
Cumartesi sabahından bu yana İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği askeri saldırılarda İran Dini Lideri Ali Hamaney ile üst düzey güvenlik ve askeri yetkililer ile siviller hayatını kaybetti. İran ise İsrail'e ve Körfez ülkelerindeki ABD üslerine roket ve insansız hava araçları fırlatarak karşılık veriyor; bu saldırıların bazılarının havalimanları, limanlar ve çeşitli binalar da dahil olmak üzere sivil altyapıya zarar verdiği bildiriliyor.




