The Times of Israel’in diplomatik ilişkilerle ilgilenen muhabiri Lazar Berman yazdı:

İran'ın İsrail'e yönelik merakla beklenen saldırısı, kendisi için oldukça kötü sonuçlar ortaya çıkardı.

Tahran yönetimi aylardır zayıflık sergiliyor. IŞİD militanları 3 Ocak'ta, İran'ın elit Kudüs Gücü'nün başındaki General Kasım Süleymani'nin mezarının yakınında gerçekleştirdikleri patlamada en az 84 kişiyi öldürdü. Toplanan kalabalık, Süleymani'nin dört yıl önce Irak'ta bir ABD insansız hava aracı saldırısı sonucu ölmesinin dördüncü yıldönümünü anıyordu.

Geçtiğimiz ay ise, [İran-Pakistan sınırında faaliyet gösteren] Sünni bir silahlı örgüt olan Ceyş el-Adl 11 İranlı polisi öldürdü.

Güç gösterisi yapmak isteyen İran, Ceyş el-Adl'i hedef aldığını söyleyerek Pakistan'a füzeler fırlattı. Ancak nükleer silahlara sahip Pakistan geri adım atmayarak İran'a aynı şekilde karşılık verdi ve 1980'lerdeki İran-Irak savaşından bu yana İran topraklarına yapılan ilk füze saldırısını gerçekleştirdi.

Blöfü görülen İran, gerilimi düşürme yoluna gitmek zorunda kaldı.

Ancak İran'ın itibarının en çok sarsıldığı yer İsrail hudutları.

BM: İsrail ordusu, "güvenli bölge" ilan etmesine rağmen El-Mevasi'ye saldırmaya devam ediyor BM: İsrail ordusu, "güvenli bölge" ilan etmesine rağmen El-Mevasi'ye saldırmaya devam ediyor

İsrail, Gazze'deki Hamas liderlerini bulup hedef almakta zorlanırken, Suriye'deki İranlı yetkilileri ortadan kaldırma konusunda şaşırtıcı bir hüner ve isteklilik ortaya koyuyor. İki hafta önce İran’ın Suriye'deki en üst düzey Devrim Muhafızları yetkilisi Muhammed Rıza Zahedi ve yardımcısı Muhammed Haj Rahimi, uğradıkları suikast sonucu hayatlarını kaybetti. Aralık ayında da üst düzey Devrim Muhafızları subayı Tuğgeneral Razi Musavi, İsrail'in Şam'da düzenlediği bir hava saldırısında öldürülmüştü.

İran -özellikle Hamas'ın 7 Ekim'deki sürpriz saldırısıyla İsrail'in küçük düşürülebileceğini kanıtlamasının ardından- bölgesel vekil güçlerine ve kendi vatandaşlarına İsrail'e bedel ödetebileceğini göstermek zorundaydı.

En hafif tabirle ifade etmek gerekirse, İran için sonuç pek iç açıcı değil.

Cumartesi gecesi düzenlenen saldırılarda sadece bir İsrail vatandaşı (7 yaşındaki Müslüman bir kız çocuğu) zarar gördü.

Washington DC'deki Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde [yönetim, siyaset, ekonomi ve sosyal refah konularında araştırmalar yapan merkez sağ bir düşünce kuruluşu] kıdemli araştırmacı olan Danielle Pletka, "Bu biraz acınası bir durum," dedi. "Bekledikleri sonuç bu değildi."

[İran’ın sözde saldırısından önce] İsrail'in en yakın müttefikleri arasında bile Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona erdirilmesi için baskı artıyordu. Dikkatler 7 Ekim'den bu yana Gazzeli sivillerin çektiği acılara çevrilmiş, dünya Hamas'ın savaş alanında kesin bir yenilgiye uğratılması gerektiğini gözden kaçırmıştı.

İsrail'e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısıyla İran; ABD ve Avrupa'nın önde gelen güçlerini İsrail'in yanında bir araya getirmeyi başardı. ABD, İngiltere ve Fransa İsrail'e açık desteklerini ifade etmekle kalmadılar; karada ve denizde uydu, uçak ve radarlardan oluşan bir ağ kullanarak İsrail'in savunmasında aktif olarak yer aldılar.

[Dahası] BM Güvenlik Konseyi, bu pazar günü yapacağı toplantıda Gazze için olası bir ateşkes ihtiyacını konuşmak yerine İran tehdidini ve İsrail'in meşru müdafaa hakkını tartışacak ve üç daimî üye Tahran ve Moskova'yı kınamak üzere bir araya gelecek.

Hamas ise saldırıyı kamuoyu önünde savundu.

İsrail'in -sallantıdaki- müttefiklerine Gazze'de bölge ve dünya [siyaseti] için neyin mevzubahis olduğunu bundan daha iyi hatırlatacak bir şey olamazdı.

İsrail'i 7 Ekim'den bu yana sert bir dille eleştiren Ürdün bile Yahudi devletini [hava sahasında İran’a ait drone’ları vurmak suretiyle] korumak için elinden geleni yaptı.

[Ürdün] Haşimi Krallığı son aylarda İran ve müttefiki Şii milislerin artan baskısı altında kalmıştı. Hatta Tahran, cumartesi günkü saldırıyı önlemek için İsrail'le iş birliği yapması halinde Ürdün'ü vurmakla tehdit etmişti. Böylece Ürdün, İsrail'in bölgede İran'ın planlarına karşı askeri olarak mücadele eden tek ülke olduğuna dair önemli bir ders almış oldu.

AGE araştırmacısı Danielle Pletka'ya göre Tahran, Arapları yeniden İran'ın nükleer programını durdurmanın önemine odakladı: "Saldırıya bakıyorlar ve 'Bu kötüydü' diyorlar. Nükleer silahları olsaydı ne olurdu?"

İsrailli askeri teorisyen Tuğgeneral Eran Ortal ise, "İran, son on yıldır [Batılı devletler ve onların Orta Doğu’daki uzantıları tarafından] üzerinde çalışılan bölgesel savunma koalisyonu için adeta bir açılış yaptı" dedi ve "İran bu savaşta İsrail'e ilk stratejik başarısını kazandırdı" diye devam etti.

İran saldırıları aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti'yi, İsrail'e yardım tasarısını hızlandırmaya itmeyi de başardı; aksi takdirde bu tasarı Temsilciler Meclisi'nde tıkanacaktı.

İran saldırısı; İsrail'in Hamas'a karşı savaşının, Rusya-İran eksenine karşı Batı'nın verdiği daha büyük demokratik mücadelenin bir parçasından ibaret olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Washington merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü, cumartesi günkü saldırının Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarını yansıttığına [yani bunlara olan benzerliğine] dikkat çekti. Enstitü, "Rus saldırıları Batı'nın hava ve füze savunmasını delmek için en uygun kombinasyonu belirlemeye çalışıyordu" diye yazdı.  "Rusya, Ukrayna'da İran insansız hava araçlarının yanı sıra balistik ve seyir füzelerinin kombinasyonlarını deniyordu."

Her ne kadar Biden yönetimi, İsrail'i gerilimi düşürmeye zorlamak için elinden geleni yapsa da, ortadaki durumun bir karşılık vermeyi gerektirdiği görünüyor.

İsrail'in, İran'ın insansız hava aracı tesislerini vurması sadece cumartesi günkü saldırılara uygun bir cevap olmakla kalmayacak, aynı zamanda Rusya'nın saldırıları karşısında Ukrayna'ya da yardımcı olacaktır. Bu aynı zamanda Biden ve Avrupalılara, İsrail'i Gazze'de Hamas'a karşı yürüttüğü savaşı sonlandırmaya zorlamak yerine daha geniş bölgesel resmi göz önünde bulundurmaları yönünde bir mesaj olacaktır.

Daily Ummah

[Köşeli parantezler, mütercimin konu daha iyi anlaşılsın diye yaptığı açıklamaları ihtiva eder. İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir ve Daily Ummah’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.]

Editör: Daily Ummah