Almanya’da yapılan Otoriterlik Araştırması sonuçlarını değerlendiren IGMG Genel Sekreteri Ali Mete, öncelikle siyasetin ırkçılığa karşı mücadelesinde daha samimi ve etkin olması gerektiğine dikkat çekti.

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Ali Mete, Almanya’da yapılan 11. Otoriterlik Araştırması’nın ortaya koyduğu sonuçları değerlendirdi. Araştırmaya göre özellikle Almanya’nın doğu eyaletlerinde yükselen göçmen, Müslüman, Yahudi ve Romanlara yönelik nefret artışını eleştiren Ali Mete “Irkçı zihniyet ile antidemokratik zihniyet el ele yürüyor. Bu durumda siyaset, ırkçılığa karşı mücadelesini çok daha etkin sürdürmek zorunda.” dedi.

IGMG Genel Sekreteri Ali Mete, bu bilimsel araştırmanın ırkçılığa karşı mücadelede acil şekilde eyleme geçilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu, her geçen gün çeşitliliği artan bir toplumda azınlıklara karşı nefretin artış gösterdiğini bildirdi. “Artan nefret ve önyargılar daha da geniş kitlelere yayılıyorsa alarm zilleri çalmalıdır. Bunun neticeleri sadece azınlıklar için değil toplumun tamamı için hayati olur.” değerlendirmesini yaptı.

Araştırmanın, ırkçı zihniyet ile Federal Meclis veya Federal Hükûmet gibi siyasi kurumlara güven duymayan antidemokratik zihniyetin el ele yürüdüğünü tesit ettiğini söyleyen Ali Mete, bu ırkçı zihniyetin demokratik siyasi kültür üzerinde olumsuz etki oluşturduğu gibi toplumsal birlikteliği de tehdit ettiğini söyledi.

Filistinli Kadınlar: Dünyadaki Hemcinslerimizden Güçlüyüz Filistinli Kadınlar: Dünyadaki Hemcinslerimizden Güçlüyüz

“Bu durum karşısında siyasete iki net sorumluluk düşmektedir: Öncelikle siyaset ırkçılığa karşı mücadelesinde daha samimi ve etkin olmak zorundadır.” diyen IGMG Genel Sekreteri Mete, özellikle merkez partilerinin muhafazakâr milletvekillerinin azınlıklara karşı ön yargı ve nefreti körüklemekten vazgeçmesini istedi.

Ali Açıklamasına şöyle devam etti:

“Toplumun hiç de azımsanamayacak bir kısmının Müslümanları yabancı ve tehdit olarak görmesi ise bizleri derinden üzmüş ve endişeye sevk etmiştir. Yine bu durumda da yerine getirilmesi gereken önemli sorumluluklar ortaya çıkmaktadır: Siyaset, İslam’ı sürekli güvenlik meselesi bağlamında konulaştırmaktan vazgeçmeli, artık saldırı tehlikesi ile eş anlamlı olarak kullanılan ‘İslamcılık’ veya ‘İslamcı’ gibi kavramları tekrardan ele almalıdır. Bu uygulama ve kelime seçimi kamuoyu tartışmalarını yönlendirmekte ve yanlış imajların kökleşmesine, milyonlarca Müslüman’a karşı ön yargı ve korkunun yaygınlaşmasına hizmet etmektedir.”

Kaynak: Camia