Filistin Esirler Cemiyeti Basın Sorumlusu Emani Serahine, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'deki Damon ve Hasharon hapishaneleri ile soruşturma merkezlerinde 38'i anne 82 kadın tutuklunun bulunduğunu söyledi.

Serahine, resmi kayıtlara göre bu kadınlardan 8'inin Gazzeli olduğunu ancak kamplardaki Gazzeli kadınların sayısı bilinmediği için gerçek rakamın onlarca olabileceği tahmininde bulundu.

Serahine, başta kadınlar olmak üzere Gazze'den getirilen esirlerin durumlarının öğrenilmesi için uluslararası müdahale çağrısı yaptı.

Tutuklu kadınlar arasında şehit Udey Ebu Cıheyşe'nin annesi Fatıma eş-Şemali, 2 reşit olmayan kız çocuğu ve 7 Ekim 2023 öncesinde tutuklanan 3 kadının bulunduğunu belirten Serahine, İsrail'in, 25 kadını idari tutukluluğa sevk ettiğini, Batı Şeria ve 1948 sürecinde işgal edilen topraklarda 7 Ekim'den bu yana aralarında Gazzelilerin de olduğu 290 kadını gözaltına aldığını söyledi.

Serahine, kadınların özellikle 7 Ekim'den sonra farklı düzeylerde işkence ve saldırılara maruz kaldığına, eşlerine ve çocuklarına baskı yapılması için rehine olarak kullanıldıklarına ve tutukluluk şartlarının çok zor olduğuna dikkati çekti.

Filistin İçin İsrail'i Boykot Girişimi, kimlikleri değil suç ortaklığını hedef alıyor Filistin İçin İsrail'i Boykot Girişimi, kimlikleri değil suç ortaklığını hedef alıyor

Kadın tutuklulara yönelik işlenen suçlar

Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyetinden bir avukatın, Damon Hapishanesi'ne gerçekleştirdiği ziyaret ve burada dinlediği tanıklıkların ifadelerinden oluşturulan rapor, 9 Mayıs'ta heyetin Facebook sayfasından yayımlandı.

Raporda, Filistinli kadınların tecrit edildiği, sürekli hakaret ve aşağılamalara maruz bırakıldığı, televizyon, radyo ve gazeteye erişimleri engellenerek dış dünyayla bağlantılarının kesildiği, psikolojilerinin ve maneviyatlarının bozulması için sürekli çalışıldığı aktarıldı.

Kadınlara özellikle 7 Ekim'den sonra artan dozda cezalar getirildiğine vurgu yapılan raporda, bunlar arasında, "tüm elektrikli aletlere el konulması, yiyecek miktarlarının asgarinin altına indirilmesi ve düşük kalitede olması, kantinlerin kapatılması, aile ziyaretlerinin yasaklanması, kıyafet, battaniye ve kadın hijyen malzemesi ile diğer ürünlerin kısıtlanması, kasıtlı olarak içme sularının kirletilmesi, duş alma ve açık hava avlularındaki dinlenme saatlerinin düşürülmesinin" yer aldığı belirtildi.

Kadınların ayrıca, "hapishane idaresi tarafından, sorgu sırasında, kliniğe gittiklerinde, avukatla görüştüklerinde veya gözaltında tutulduklarında darbedildiği, işkenceye maruz kaldığı, elleri, ayakları ve gözlerinin acımasızca bağlandığı, çıplak aramaya tabi tutulduğu, tecavüzle tehdit edildiği, saçlarının çekildiği, yerlerde sürüklendikleri, zor ve acı verici durumlarda cep telefonlarıyla fotoğraflarının çekildiği" ifade edildi.

Kadınların genel durumunun zor ve endişe verici olduğuna vurgu yapılan raporda, Arap ve uluslararası kadın kuruluşları ile sosyal kurumlara, Filistinli tutuklu kadınlar için harekete geçme ve onları İsrail'in sistematik suç makinesine terk etmeme çağrısı yapıldı.