İşgal altındaki Kudüs'te, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) genel merkezi, İsrail iş makineleri tarafından gün ortasında yıkıldı. Uluslararası hukuk ve diplomatik dokunulmazlık kurallarının hiçe sayıldığı bu eylem, sadece bir binanın yıkılması değil, Filistinli mülteci sorununun "canlı şahidi" olan bir kurumun tasfiyesi olarak değerlendiriliyor.
Al Jazeera'nin raporuna göre bu yıkım, münferit bir olay değil; yasal ve askeri ayakları olan sistematik bir kampanyanın zirvesi. İsrail hükümeti ve Knesset, çıkardıkları yasalarla UNRWA'yı "terör örgütü" ilan edip faaliyetlerini yasaklarken, Gazze'deki saldırılarda 270'ten fazla ajans çalışanı hayatını kaybetti. Tel Aviv yönetimi, 1948'den beri var olan ajansı "varoluşsal bir tehdit" olarak görüyor. Bunun temel nedeni ise UNRWA'nın varlığının, Filistinli mültecilerin statüsünü ve uluslararası hukuktan doğan "dönüş haklarını" koruyan en önemli mekanizma olması.
1949 yılında Nekbe'nin ardından kurulan ve bugün Gazze, Batı Şeria, Ürdün, Lübnan ve Suriye'de yaklaşık 6 milyon Filistinliye eğitim ve sağlık hizmeti sunan UNRWA, Filistinliler için sadece bir yardım kuruluşu değil. Ajans, mülteci statüsünün uluslararası arenadaki tescili anlamına geliyor. Uzmanlar, İsrail'in binaları yıkarak ve ajansı işlevsizleştirerek, mülteci dosyasını ve buna bağlı olan tarihsel sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtiyor.




