Temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya’nın başkenti Berlin’de Şehitlik Camisi'ni ziyaret eden Enver İbrahim, AA muhabirine İsrail’in Gazze'ye yönelik saldırılarına ve Türkiye-Malezya ilişkilerine yönelik açıklamada bulundu.

Enver, "Burada Batı’nın Gazze konusunda ikiyüzlülüğünü durdurmak için çok net konuştum. Sorun 7 Ekim değil. Sorun Gazze'deki tüm muamele, sömürgecilik, apartheid sistemi ve etnik temizliktir, buna artık bir son verilmeli." dedi.

Almanya’da resmi ziyaret için geldiğini hatırlatan Enver, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve mevkidaşı Olaf Scholz ile verimli görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Enrver İbrahim, Steinmeier ve Scholz’un da Gazze'de ateşkes ve insanı yardım çağrıları yaptığına işaret ederek, "Uluslararası toplum bu sorunu çözmek için şimdi önlemler almalı. Uluslararası toplumun ahlaki vazifesinde başarısız olmaması gerekir." dedi.

Türkiye ile Malezya arasındaki ilişkileri değinen Başbakan Enver İbrahim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dostluğundan beri iki ülke arasındaki ilişkilerin iyi gittiğini ve stratejik ortaklık seviyesinde ilerlediğini vurguladı.

Enver, "Türkiye ile yatırım ve ticaret başta olmak üzere kültür, eğitim, savunma ve hatta tarım gibi pek çok alanda işbirliği yapıyoruz. Dolayısıyla bunlara odaklanıyoruz. İki ülke arasında ilişkileri gelecekte genişletecek programlardan çok mutluyum." ifadesini kullandı.

"Bu ikiyüzlülük neden var"

Enver İbrahim, Alman mevkidaşı Olaf Scholz ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Scholz ile Gazze'deki çatışmanın durması gerektiği konusunda hemfikir olduklarını belirterek, "Dış politika duruşumuz çok net ve değişmedi. Biz, hangi ülkede, Ukrayna'da ya da Gazze'de olursa olsun, sömürgeciliğe, apartheid sistemine, etnik temizliğe ve zorla yerinde etmelere karşıyız." demişti.

Gazze'de derhal ateşkes sağlanması çağrısında bulunan Enver, "Ateşkese ve Filistin halkına, özellikle de Gazze'ye insani yardıma ihtiyacımız var. Yıllardır Filistinlilere yönelik zulüm, yağma ve mülksüzleştirme var." diye konuşmuştu.

Enver, İsrail'in uyguladığı 40 yıllık vahşeti ve mülksüzleştirmeyi öylece silemeyeceklerini ya da unutamayacaklarını dile getirerek, Hamas'ın siyasi kanadı ile olan ilişkileri nedeniyle herhangi bir özür dilemeyeceklerini söylemişti.

İnsanların evlerinin yağmalanmasına, ellerinden alınmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Malezya Başbakanı Enver, şunları kaydetmişti:

"Bunun çözülmesi lazım. Ben insanların, çocukların öldürülmesinden yana mıyım? Kesinlikle hayır. Sanki bütün sorun 7 Ekim'de başlayıp bitiyor. 7 Ekim'de başlamadı, 40 yıl önce başladı, bugün de devam ediyor. Bu çerçevede, Sayın Şansölye'ye de söylediğim gibi, artık önümüze bakalım. Bir sorunumuz var, artık tarihle, yaşanan zulümlerle mi uğraşmak istiyoruz, yoksa sorunu şimdi çözmek mi istiyoruz. Sorunu şimdi çözmek, çatışmaların durması, cinayetlerin durması ve ardından tüm sürecin sona ermesi gerektiği anlamına geliyor. Müslüman, Hristiyan ve Yahudi yok. İnsanlar barış içinde yaşayabilmeli."

Malezya Başbakanı, Gazze'de kalıcı ateşkese ve nihayetinde iki devletli çözüme ihtiyaç bulunduğunu yineleyerek, "Uluslararası toplum cesaret ve kararlılığa sahipse bu da mümkündür. Eminim ki uluslararası toplum, Orta Doğu ülkeleri, Almanya ve ilgili diğer taraflar bu barışçıl çözümü istiyorlar." şeklinde konuşmuştu.

İsrail'in son 40 yılda yol açtığı vahşetlerin öylece görmezden gelinemeyeceğine işaret eden Enver, şu ifadeleri kullanmıştı:

Japonya'dan Gazze için uluslararası insancıl hukuk çağrısı! Japonya'dan Gazze için uluslararası insancıl hukuk çağrısı!

"Tek bir konuya bakıp bu kadar tek taraflı davranarak, 40 yıllık vahşeti bir kenara atarak da çözüm bulamazsınız. Çözüm sadece esirlerin serbest bırakılması değil. Evet, serbest bırakılmalılar ama çözüm bu değil. (Yasa dışı) Yerleşimcilerin davranışlarına ne diyorsunuz? Filistinlilerin haklarına, topraklarına, onurlarına, erkeklerine, kadınlarına, çocuklarına el konulması her gün oluyor. Mesele bu değil mi? Bizim insanlığımız nerede, bu ikiyüzlülük neden var? Müslüman, Yahudi, Hıristiyan fark etmeksizin herkesin haklarının tanınmasını istiyoruz. Bu konuda çok netim ama tabii ki konuya sadece tek bir vakaya, tek bir kurbana odaklanırsanız ve 1947'den bu yana binlerce kurbanı bir kenara bırakırsanız bunun konuyla alakası olmadığını kabul edemem. Adil olmalıyız ve adil olan dostane bir çözüm bulunmalı."