Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara tarafından pazar akşamı imzalanan ateşkes anlaşması, ülkenin kuzeydoğusundaki güç dengelerini yeniden şekillendirirken, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) geleceğini de tartışmaya açtı. 2015 yılının sonlarında kurulan ve ABD desteğiyle IŞİD'e karşı savaşta öne çıkan SDG, yeni dönemde yapısal bir dönüşümle karşı karşıya.

İmzalanan anlaşma, SDG unsurlarının askeri bloklar veya özerk yapılar halinde değil, bireysel olarak Suriye İçişleri ve Savunma Bakanlıkları bünyesine entegre edilmesini öngörüyor. Bu gelişme, Suriye ordusunun Fırat'ın batısını tamamen kontrol altına alması ve doğudaki petrol sahalarında hakimiyet sağlamasının ardından geldi.

Gazzeli hasta çocuklar için Ürdün'den yeni bir umut kapısı
Gazzeli hasta çocuklar için Ürdün'den yeni bir umut kapısı
İçeriği Görüntüle

SDG'nin Kuruluşu ve Örgütsel Yapısı

IŞİD ile mücadele koalisyonu olarak lanse edilen SDG, sahadaki askeri ve siyasi varlığıyla Kuzey ve Doğu Suriye'de fiili bir yönetim oluşturdu. Örgütün ana omurgasını, PKK'nın Suriye kolu olarak nitelendirilen Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı YPG oluşturuyor.

SDG, askeri yapısının yanı sıra bölgedeki hizmet ve ekonomi yönetimini üstlenen "Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi" gibi sivil yapılarla paralel hareket ediyor. Ancak örgütün "çok bileşenli" yapısı, YPG'nin komuta kademesindeki hakimiyeti nedeniyle sıkça tartışma konusu oluyor.

Arap ve Süryani Bileşenler

Örgüt, çok uluslu bir koalisyon görüntüsü vermek amacıyla bünyesinde çeşitli Arap ve Süryani grupları barındırıyor. Özellikle Rakka, Deyrizor ve Haseke gibi Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde; Sanadid Güçleri, Rakka Devrimcileri ve çeşitli aşiret milisleri yerel askeri meclisler üzerinden yapıya eklemlenmiş durumda.

Ayrıca Habur bölgesi ve Haseke çevresindeki Süryani köylerinin korunması gerekçesiyle Süryani Askeri Meclisi gibi daha küçük Hristiyan gruplar da koalisyonun parçası olarak gösteriliyor.

Geçmişteki Başarısız Anlaşma

SDG daha önce 10 Mart 2025 tarihinde hükümetle bir anlaşma imzalamış, ancak şartlarını yerine getirmemişti. Söz konusu anlaşma; sivil ve askeri kurumların devlet idaresine devredilmesini, sınır kapıları ve petrol sahalarının Şam yönetimine bırakılmasını ve güçlerin Halep'ten Fırat'ın doğusuna çekilmesini öngörüyordu. Yeni süreçte ise entegrasyonun nasıl işleyeceği merak konusu.

Daily Ummah