Orta Doğu

Teslimiyet mi yıpratma savaşı mı: Karar kimin elinde?

Trump'ın "koşulsuz teslimiyet" çağrısına rağmen, savaşın kaderini azalan mühimmat ve küresel enerji krizi belirleyecek.

Abone Ol

"Görkemli Öfke" operasyonunun yedinci gününde ABD Başkanı Donald Trump, "Truth Social" platformu üzerinden İran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep ederek ve ülkeyi yönetecek "kabul edilebilir, harika liderler" seçeceğine söz vererek çatışmanın çıtasını en üst düzeye çıkardı.

Tahran'a diplomatik bir "acil çıkış" bırakmayan bu katı tutum, Trump'ın savaşın 4 ila 5 hafta süreceğine dair önceki tahminleriyle çelişiyor gibi görünüyor. Bu durum Washington, Tel Aviv ve tüm bölgeyi hayati bir testle karşı karşıya bırakıyor: Askeri mekanizma ve küresel ekonomi bu "teslimiyet" gerçekleşene kadar dayanabilecek mi?

Beyaz Saray'daki siyasiler "haftalardan" bahsederken; Washington, Tel Aviv ve Körfez başkentlerinden gelen birbiriyle kesişen askeri ve ekonomik veriler, bu açık savaşın "zamanlamasının" artık sadece siyasi arzulara tabi olmadığını doğruluyor. Kararı artık "mühimmat sayacı", felç olan havalimanları ve tırmanan gerilimin ağırlığı altında inlemeye başlayan küresel enerji piyasalarının korkusu belirliyor.

Askeri saat ve mühimmat sayacı

Kağıt üzerinde askeri tablo Washington ve Tel Aviv'in lehine görünüyor. ABD kuvvetleri 2 binden fazla hassas saldırı gerçekleştirirken, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, İran'ın füze fırlatma oranının ilk güne kıyasla %90 oranında düştüğünü ve İran'ın füze fırlatma rampaları ile stoklarının yaklaşık %60'ının imha edildiğini açıkladı.

Ancak bu hızlı "taktiksel başarı", Pentagon çevrelerini endişelendiren devasa bir mali ve lojistik faturayı gizliyor.

  • Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) detaylı analizine göre, operasyonun sadece ilk 100 saatinin maliyeti, günlük ortalama 891 milyon dolar olmak üzere toplam 3,7 milyar dolara ulaştı.

  • Bu devasa yıpranma Washington'ı acil bir "taktiksel geçiş" yapmaya itti. ABD kuvvetleri, hava savunma sistemlerini güvenli mesafelerden vurmak için pahalı "Tomahawk" füzelerini (füze başı 3,6 milyon dolar) tükettikten sonra, Genelkurmay Başkanı General Dan Kine daha ucuz olan doğrudan taarruz mühimmatlarına (JDAM) geçiş yapıldığını duyurdu.

Amerikalı uzmanlar, stratejik stokların bu kadar hızlı tüketilmesinin Pentagon'u yoğun operasyonları sona erdirmek için en büyük baskı unsurlarından biri haline getireceği konusunda hemfikir.

Coğrafi genişleme ve "merkez" modelinin çöküşü

Körfez ülkeleri, askeri operasyonlara katılmadıklarını açıklamalarına rağmen, hedef alınan bölgelerin genişlemesiyle kendilerini fırtınanın tam ortasında buldular. İran meseleleri uzmanı gazeteci Abdulkadir Fayiz'e göre savaş "askeri hedefler karesinden çıkıp ekonomik ve sivil hedefler karesine girdi."

Tahran, İsrail'i hedef almanın ötesine geçerek hayati çıkarları vuran misilleme saldırıları başlattı. Kuveyt'teki ABD büyükelçiliğinin hedef alınmasının ardından Suudi Arabistan'daki elçilik de İHA'larla vuruldu ve Dubai'deki ABD Konsolosluğu yakınlarında dumanların yükseldiği görüldü. Bu tehlikeli tırmanış Washington'ı Lübnan'ın yanı sıra bu üç ülkedeki elçiliklerini kapatmaya itti.

Bu coğrafi genişleme Körfez ülkelerindeki ekonomiye ağır bir darbe indiriyor:

  • Havacılık sektöründe hava trafiği durdu ve bölge havalimanlarını yüzlerce küresel destinasyonu tek bir noktaya bağlayan hayati bağlantı merkezlerine dönüştüren "merkez ve uç" modeli çöktü.

  • Havacılık ve turizm sektörü tahminleri, kapanma ve aksamaların sadece iki ay devam etmesinin bölgenin on milyonlarca ziyaretçi kaybetmesine ve milyarlarca dolar zarara uğramasına yeteceğini gösteriyor.

Hürmüz korkusu ve rehin Avrupa

Herkesi gerilimi düşürmeye zorlayabilecek belirleyici faktör ise enerji piyasası ve küresel tedarik zincirleri. Deniz yoluyla taşınan küresel petrolün yaklaşık %20'sinin geçtiği "Hürmüz Boğazı" suları fiilen "seyrüsefere elverişsiz" hale geldi.

Avrupa bu denklemdeki en zayıf halka gibi görünüyor. Ukrayna savaşından bu yana Rus enerjisine bağımlılığı azaltma kararının ardından kıta, Körfez ve ABD'den gelen petrol ve doğalgaz tedarikine daha bağımlı hale geldi. Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) fiyatlarında %60'ı aşan bir sıçrama ve Orta Doğu'dan Asya'ya petrol nakliye maliyetinin günlük 400 bin dolarla rekor seviyeye ulaşmasıyla, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kaldığı her ek hafta yeni bir enerji krizinin patlak vermesi için doğrudan bir tehdide dönüşüyor.

Netanyahu ve ABD'nin niyetleri

Savaş dumanlarının ve rakamların ardında, ABD ve İsrail'in savaş için "kabul edilebilir bir son" belirleme konusundaki stratejik hedefleri arasında net bir uçurum göze çarpıyor.

  • İsrail cephesi: Los Angeles Times'a göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bu savaşı köklü bir değişim yaratmak için altın bir fırsat olarak görüyor. Kapalı bir brifingde İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar kampanya için bir zaman çizelgesi belirlemeyi reddederek "İran hükümetinin eninde sonunda çökeceğine" dair güvenini dile getirdi.

  • ABD cephesi: Washington, devlet yapılarını yıkmadan "rejimi (kişileri) değiştirme" stratejisini benimsiyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Arap mevkidaşlarına amacın "rejimi değiştirmek değil, ülkeyi farklı insanların yönettiğini görmek" olduğunu söylediği sızdırılmıştı. Trump da Venezuela'yı örnek göstererek, "Saldırıyı gerçekleştirdik ve hükümeti tamamen sağlam bıraktık" diyerek Tahran'da da benzer bir senaryonun tekrarlanmasını umduğunu açıkça ifade etti.

Sonuç ve senaryolar: İlk kim "pes" diyecek?

Tüm bunlar ışığında, savaşın önünde üç olası zaman çizelgesi görünüyor:

  1. Haftalar senaryosu: Trump'ın açıkça bahis oynadığı, mühimmatın tükenmesi, enerji piyasalarının daralması ve kamuoyu baskısı altında Washington ve Tel Aviv'in yakında ana hedeflerine ulaştıklarını ilan ettikleri senaryo.

  2. Aylar senaryosu: İsrail'in tercih ettiği; İran'ın füze ve nükleer yeteneklerini sökme operasyonlarının daha büyük bir oranda tamamlandığı, ancak daha ağır bir ekonomik ve siyasi maliyete katlanılan senaryo.

  3. Kesintili yıpratma senaryosu: Büyük operasyonların yoğunluğunun azaldığı ancak Körfez, enerji ve deniz koridorları cephesinin alev alev yanmaya devam ettiği senaryo.

Uçurumun kenarında yürütülen bir savaşta İran, karşılıklı yıpranmanın acısından ilk kimin bağıracağını bekleyerek, enerji cephesi üzerinden "savaşın saatini" kontrol etmeye çalışıyor.

Daily Ummah