Kıbrıs'taki İngiliz üssüne İHA saldırısı: Kaynağı belirsiz
Kıbrıs'taki İngiliz üssüne İHA saldırısı: Kaynağı belirsiz
İçeriği Görüntüle

İngiliz The Times gazetesine göre ordular genellikle düşmanlarını uykudayken vurur. Ancak ABD ve İsrail, Mart 2003'te Bağdat'a yönelik gece bombardımanında kullanılan "Şok ve Dehşet" taktiğinin aksine, geçen cumartesi güpegündüz İran'a karşı "Destansı Öfke" operasyonunu başlattı.

Gazetenin savunma editörü Larissa Brown, hazırladığı kapsamlı dosyada bu eşi benzeri görülmemiş askeri operasyonu "tarihin en ölümcül, karmaşık ve hassas" harekatı olarak tanımladı.

İran'a yönelik saldırıların gündüz saatlerinde gerçekleştirilmesinin geleneksel askeri doktrinlerden köklü bir sapma olduğunu belirten Brown, bu kararın Washington ve Tel Aviv'in İran liderliğini haftalık toplantıları sırasında hedef almasını sağlayan anlık istihbarat bilgilerine dayandığını ifade etti.

En Geniş İstihbarat Koordinasyonu

Yazar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in şu sözlerini aktardı: "Operasyon; en üst düzey planlama, en hassas silahlar ve modern savaşların gördüğü en geniş istihbarat koordinasyonunu bir araya getirdi."

Gazete operasyonla ilgili detaylar vererek, saldırının ABD muhriplerinden fırlatılan yoğun "Tomahawk" füze dalgalarıyla başladığını belirtti.

Larissa Brown: "ABD'nin kullandığı Tomahawk füzeleri sıradan değil; daha önce hiç görülmemiş, öne eğimli kanatlara, siyah renge ve onları radarlardan kaçınmak için araziye yapışma yeteneğine sahip tamamen hayalet kılan gizli bir modele aitti."

Brown'ın raporuna göre bu ilk atışlar, ABD ve İsrail'e ait F-35 ve F-18 uçaklarının Devrim Muhafızları komuta merkezlerini, füze ve İHA rampalarını ve askeri havaalanlarını hedef aldığı 1100'den fazla hava saldırısına zemin hazırladı. İranlı kaynaklar ise sivil kayıpların olduğunu kabul etti.

Dijital Sis ve İçeriden Çökertme Çabası

Raporda, saldırının sadece geleneksel askeri boyutla sınırlı kalmadığı, İran'ın altyapısını felç eden bir "dijital sisin" de buna eşlik ettiği belirtildi. Geniş çaplı bir siber sızıntı ortaya çıkarılırken, İsrail'in milyonlarca İranlının ve askeri personelin telefonlarına rejime karşı ayaklanmaya çağıran doğrudan mesajlar gönderdiği; bunun da rejimin iç bütünlüğünü sarsmaya yönelik açık bir girişim olduğu vurgulandı.

Gazetenin deyimiyle operasyonun "büyük ödülü" ise Tahran'ın kalbindeki Dini Lider Ali Hamaney'e ait "Beytül Rehber" (Liderlik Evi) yerleşkesiydi. Brown, istihbarat raporlarına ve uydu görüntülerine dayanan saldırının, yerleşkenin 30 odaklı bombayla vurularak yerlebir edilmesiyle sonuçlandığını belirtti.

Ani ve Yıkıcı Darbe

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu operasyonu "ani ve yıkıcı bir darbe" olarak nitelendirirken, ABD Başkanı Donald Trump İranlılara doğrudan bir mesaj göndererek: "Ülke sizin olacak... Ve bu, gelecek nesiller için tek fırsatınız olabilir" dedi.

Eş zamanlı olarak gazete, Tahran'ın eli kolu bağlı durmadığını; ABD üslerini ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Dubai dahil bölgedeki şehirleri hedef alan yüzlerce füze ve insansız hava aracıyla karşı saldırı başlattığını, bunun da Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına ve küresel alarm durumunun yükselmesine yol açtığını yazdı.

Peki Ya Sonra? Çin Endişesi

Times'a göre ABD günlerce sürebilecek bir operasyona hazır olsa da analistler, bölgedeki füze stokunun sınırsız olmadığına dikkat çekti. Washington'daki Stimson Center'dan kıdemli araştırmacı Kelly Grieco, devam eden saldırıların "ABD savunma füzesi stoklarını hızla tüketeceğini" söyledi.

Oxford Üniversitesi'nden küresel tarih profesörü Peter Frankopan ise, "Son saatler en az 25 yılın en önemli saatleri" değerlendirmesini yaparak, Çin gibi büyük güçlerin bu durumu yeni çatışma cepheleri açmak için kullanıp kullanmayacağının endişeyle beklendiğini aktardı. Gazete, ABD'li diplomatların Çin'in durumu Tayvan'a karşı harekete geçmek için kullanma ihtimalini uzaktan yakından izlediğini bildirdi.

Brown raporunu ismini vermediği bir ABD'li yetkilinin şu sözleriyle noktaladı: "Eğer Pekin harekete geçer ve Amerikalılar için başka bir savaş cephesi açılırsa, o zaman gerçek bir sorunumuz olur." Üst düzey bir başka diplomatik kaynak ise süreci şu sözlerle özetledi: "Sanırım dünyanın neresinde olursak olalım, hepimiz bundan sonra ne olacağına hazırlanıyoruz."

Daily Ummah