Geleneksel diplomasi kurallarını hiçe sayan Trump, bölgeye devasa askeri yığınaklar yaparken, asıl amacın İran’ı masaya oturtmak mı yoksa siyonist çıkarlar uğruna bir savaşa girmek mi olduğu sorgulanıyor.
Siyonistlerin "vekalet savaşı" tuzağı
Uzmanlar, Netanyahu’nun ABD’nin ulusal güvenliğini kendi ajandasına eklemlemeye çalıştığını vurguluyor. Siyonist rejimin; geçmişte Irak, Gazze, Lübnan ve Yemen’de olduğu gibi, şimdi de İran üzerinden Washington’ı bir "vekalet savaşına" çekmek için batıl bir strateji izlediği ifade ediliyor. Özellikle geçmişteki çatışma süreçlerinde ABD'yi cepheye sürme çabalarının, bölgedeki rasyonel siyaseti tehdit ettiği uyarısı yapılıyor.
Karar odasındaki siyonist lobisi
Trump’ın sadece istihbarat raporlarına değil, Beyaz Saray içindeki "arka kanallara" da kulak verdiği belirtiliyor. Danışman Stephen Miller gibi isimlerin ve siyonist tezleri savunan yayınların, Trump’ın "sıfır zenginleştirme" gibi imkansız şartlar öne sürmesinde etkili olduğu kaydediliyor. Bu durum, Trump'ın karar mekanizmasının siyonist lobiler tarafından bir nevi kuşatma altında tutulduğu şeklinde yorumlanıyor.
Tüccar ile savaşçı arasındaki ikilem
Her ne kadar askeri bir yığınak söz konusu olsa da, Trump’ın "anlaşmayı" savaşa tercih eden bir tüccar olduğu biliniyor. Ancak siyonist cephe, Muscat (Maskat) üzerinden yürütülen diplomatik kanalları, kabul edilemez şartlarla tıkayarak diplomasiyi başarısızlığa uğratmaya çalışıyor. Nihai hedefin, ABD’yi İran’a karşı askeri bir müdahaleye mecbur bırakmak olduğu değerlendiriliyor.





