Dünya

Trump ve Netanyahu’nun İran satrancı: Kimin hesabı tutacak?

Siyonist lobinin "rejim değişikliği" baskısı ile Trump'ın "önce Amerika" pazarlığı arasında Ümmet toprakları yeni bir ateş çemberinde.

Abone Ol

Siyonist işgal rejiminin eli kanlı elebaşısı Benjamin Netanyahu, yarın Washington’a yapacağı kritik ziyaret öncesinde bölgeyi yeni bir kaosun eşiğine sürüklemek için tüm imkanlarını seferber etmiş durumda. Masum Gazze halkına yönelik soykırım suçlarından dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında tutuklama emri bulunan Netanyahu’nun temel hedefi; Donald Trump yönetimini, İran’a yönelik topyekûn bir askeri operasyona ve "rejim değişikliği" planına razı etmek.

Geçtiğimiz Cuma günü Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerde Trump, bir yandan İran’ın "kırmızı çizgileri aştığını" söylerken, diğer yandan Tahran’ın "müzakere etmek istediği" yönünde karışık sinyaller veriyor. Bu belirsizlik ortamında, ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki "armada"nın bölgeye ulaşması, askeri baskının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.

Siyonist Lobinin Kirli Kampanyası

İşgal rejimi, İran’da son haftalarda yaşanan protestoları ve sivil can kayıplarını, Washington’ı bir savaşa itmek için fırsat olarak görüyor. Siyonistlerin ABD'deki medya ve düşünce kuruluşları üzerinden yürüttüğü koordineli kampanyanın ana maddeleri şunlar:

  • İran yönetiminin kendi halkına karşı "katliam" yaptığı iddiasını köpürtmek.

  • Nükleer müzakerelerin "zaman kazanma" hamlesi olduğunu savunmak.

  • İran’ın balistik füze kapasitesini ve bölgedeki nüfuzunu birincil tehdit göstermek.

  • ABD’nin askeri müdahale ile "İran’da dini olmayan, Batı dostu" bir yapı kurması için baskı yapmak.

Hesaplar Karşı Karşıya: Trump’ın İkilemi

Trump, ikinci döneminde bir daha seçilme kaygısı taşımıyor olsa da, önümüzdeki Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Cumhuriyetçi çoğunluğu korumak istiyor. Bu noktada hem Siyonist donörlerin (Miriam Adelson gibi) beklentilerini karşılamak hem de "MAGA" (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) tabanının yeni bir uzun soluklu savaşa olan tepkisini dengelemek zorunda.

Uzmanlara göre Netanyahu, her ne kadar baskı kurmaya çalışsa da, işgal rejimi ile ABD arasındaki ilişki asla "eşitler arası" değil. Geçtiğimiz yaz yaşanan 12 günlük savaşta da görüldüğü üzere; Siyonist rejim, ABD’nin ekonomik desteği, yakıt ikmali, istihbarat koordinasyonu ve silah yardımı olmadan İran gibi bölgesel bir güçle uzun süreli bir savaşı göze alamıyor.

Trump’ın masadaki asıl hesabı ise; askeri yığınağı bir sopa gibi kullanarak Tahran’ı "kendi şartlarında" bir anlaşmaya zorlamak ve bölgedeki Amerikan varlığını korurken yeni bir "Vietnam" senaryosundan kaçınmak. Ancak Netanyahu’nun "rejim değişikliği" hırsı, bölgedeki Müslüman halkları ve Türkiye’den Mısır’a kadar tüm bölge aktörlerini yeni bir belirsizliğe itiyor.

Daily Ummah