Nahda Hareketi, hiçbir delile dayanmadığını savunduğu kararın "siyasi bir hesaplaşma" olduğunu belirterek duruma sert tepki gösterdi.
Çatışma bölgelerine militan gönderme suçlaması Tunus İstinaf Mahkemesi, Cuma sabahı eski Başbakan ve İçişleri Bakanı Ali el-Urayyid hakkında nihai kararını açıkladı. 2012-2013 yılları arasında "Suriye'deki çatışma bölgelerine gençleri göndermek" ve "terör örgütü kurmak" iddialarıyla yargılanan Urayyid, 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aynı davada "Ensar eş-Şeria" örgütünün sözcüsü Seyfeddin er-Rays'a da 3 yıl hapis cezası verildi. 2023'ten beri tutuklu bulunan Urayyid'in avukatlarının savunmaları sabaha karşı saat 03.00'e kadar sürdü. Mayıs 2025'te ilk derece mahkemesi Urayyid'e 34 yıl hapis cezası vermişti.
Nahda'dan sert tepki: "Karar haksız ve asılsız"
Nahda Hareketi yöneticilerinden Riyad eş-Şuaybi, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada kararın "haksız" olduğunu ve uydurma davanın gerçekleriyle hiçbir ilgisi bulunmadığını söyledi. Bu cezanın, 2023'ten beri cezaevinde olan 84 yaşındaki tarihi lider Raşid el-Gannuşi dahil olmak üzere Nahda liderlerine yönelik haksız kararlar silsilesinin bir parçası olduğunu belirten Şuaybi, "Bu kararlar hiçbir kanıta dayanmıyor. Tek amaç siyasi hesaplaşma ve Nahda liderlerine eziyet etmektir" dedi.
"Örgütü terör listesine alan bizzat Urayyid'di"
Şuaybi, mahkemenin kararındaki en büyük çelişkinin, Urayyid'in 2013'te İçişleri Bakanı iken Ensar eş-Şeria'yı Tunus'ta "terör örgütü" olarak sınıflandıran ilk kişi olması olduğuna dikkat çekti. Ayrıca, gençlerin çatışma bölgelerine seyahat etmesini engellemek amacıyla "S17" olarak bilinen sınır güvenlik prosedürünü yürürlüğe koyanın da bizzat Urayyid olduğunu hatırlattı. Şuaybi, Ensar eş-Şeria'nın o dönem Urayyid hakkında canlı yayında ölüm fetvası verdiğini de sözlerine ekledi.
Yargıya "istibdat aracı" eleştirisi
Bu kararlar, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz 2021'de parlamentoyu feshederek yetkileri elinde toplamasının ardından muhaliflere, özellikle de Nahda Hareketi'ne yönelik artan yargı baskısının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Nahda Hareketi, yargının bağımsızlığını yitirerek muhalifleri sindirmek ve susturmak için kullanılan bir "istibdat aracına" dönüştüğünü savunuyor.