Cumartesi gecesi İran tarafından İsrail'e doğru fırlatılan düzinelerce insansız hava aracı Ürdün hava kuvvetlerine ait jetler tarafından krallığın hava sahasından geçerken düşürüldü.

Ürdün’ün İsrail'e sağladığı askeri yardım Yahudi devletinde coşkuyla karşılandı ancak aynı zamanda birçok İsrailli için de sürpriz oldu. Zira Haşimi Krallığı, Hamas’a karşı yürütülen savaşı acımasızca eleştiriyor ve İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesmesi için yoğun bir iç baskı altında bulunuyordu.

Ancak bazı analizciler için Ürdün’ün cumartesi gecesi yaptığı müdahale sürpriz olmadı. Ürdün doğumlu olan ve Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olarak çalışan Gays el-Ömeri, krallığın etkileyici desteğinin Amman ve Tel Aviv arasındaki güvenlik ittifakının gücünü kanıtladığını söyledi:

"Ürdün ve İsrail arasındaki tüm siyasi gerginliklere rağmen askeri ve istihbari ilişkiler hiç kesilmedi. Aslına bakarsanız, ikili siyaset ne kadar kötüye giderse ordular da o kadar yakınlaşıyor, çünkü her ikisi de bu ilişkiyi sürdürme ihtiyacını anlıyor. Bu hem Ürdün'ün askeri doktrininin hem de İsrail'in askeri doktrininin bir parçası."

1994 yılında Ürdün, İsrail ile diplomatik ilişki kuran ikinci Arap ülkesi oldu (1979 yılında İsrail’i tanıyan ilk Arap devleti Mısır olmuştu). Ürdün kendisini El-Aksa yerleşkesi de dahil olmak üzere Kudüs'ün Eski Şehrindeki Müslüman kutsal mekanlarının koruyucusu olarak görüyor ve iki ülke arasında güçlü bir güvenlik ve istihbarat iş birliği mevcut. Ancak son yıllarda zaten gergin olan ilişkiler, İsrail'in Hamas'la savaşının başlamasından bu yana belirgin bir şekilde daha da gerginleşti.

İki ülke arasında milyarlarca dolarlık bir gaz anlaşması var ve İsrail, Ürdün’e 1994 anlaşmasının bir parçası olarak su temin ediyor. Kasım ayında Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Sefadi, İsrail'in tuzdan arındırılmış su vermesi karşılığında Ürdün'ün İsrail'e güneş enerjisi sağlamasını öngören anlaşmadan çekileceğini açıkladı. Ancak Mart ayında Amman’ın anlaşmayı bir yıl daha uzatmak istediği bildirildi. İsrail ise Ürdünlülerden, İsrail'e yönelik sert eleştirilerini yumuşatmalarını talep etmişti.

El-Ömeri, "Cumartesi gecesi yaşananlar [İran’ın sözde saldırısı] sadece Ürdünlülere değil İsraillilere de aralarındaki ilişkinin önemini hatırlatmalı" dedi.

Amman, çalkantılı bir bölgede önemli bir mali yardım ve istikrar kaynağı olan ABD ve İsrail ile kurduğu stratejik ittifak ile Filistin davasına olan bağlılığı arasında ince bir çizgide yürüdüğünün farkında. Ürdün nüfusunun yaklaşık yarısı Filistinli mülteciler ve onların torunlarından oluşuyor.

Ürdün, devam eden çatışmalar sırasında Gazze'deki Filistinlilere desteğini göstermek için, daha önce çizdiği bütün sınırların ötesine geçti. Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısının ardından İsrail karşılık verdiğinde Tel Aviv'deki büyükelçisini geri çağıran ilk ülke oldu, sürekli olarak ateşkes çağrısında bulundu ve Gazze'ye havadan ve karadan önemli miktarda yardım ulaştırdı.

Krallığın hava kuvvetlerinin İran'a karşı İsrail'i desteklemek üzere müdahalede bulunduğuna dair haberlerin çıkmasının ardından, pazar sabahı [Ürdün] resmi medya kanalları krallığın olaydaki rolünü önemsizmiş gibi lanse etmeye çalıştı. [İsrail’e karşı yapılan bir saldırıya neden müdahale edildiğine dair olası eleştirilerin önüne geçmek için.]

[Ürdün] Resmi haber ajansı Petra, son aylarda alışılageldiği üzere Gazze'den son gelişmeleri manşetine taşıdı. Ayrıca "(bölgesel gerginlikteki) tehlikeli tırmanışı" önlemek için "tüm tarafları" itidal göstermeye çağıran muğlak bir hükümet açıklamasını da aktardı. Bu tarafların kimler olduğunu ise belirtmedi.

Aynı bildirinin sonlarına doğru "Ürdün hava sahasında vatandaşları ve yerleşim bölgelerini korumak için yabancı cisimlerin" durdurulmasını içeren "son olaylardan" kısaca bahsediliyor ve "bazı parçaların çeşitli yerlere düşmesine rağmen önemli bir hasar veya yaralanma rapor edilmediği" ifade ediliyor.

Gazeteci Ensar Çalışkan: Erdoğan'ın Gazze diplomasisi, Türkiye'de yeterince anlaşılmadı Gazeteci Ensar Çalışkan: Erdoğan'ın Gazze diplomasisi, Türkiye'de yeterince anlaşılmadı

Pazar günü Ürdün'deki haber sitelerini okuyan bir insan, önceki gece [bölgesel] bir çatışma nedeniyle tonlarca patlayıcı taşıyan yüzlerce roketin ülke semalarında dolaştığına inanmakta zorluk çekebilirdi.

Ulusal gazeteler, kendilerini muğlak bir dille formüle edilmiş resmî açıklamaları aktarmakla sınırladı. Bu açıklamalardan birinde Başbakan Bişer el-Hasavneh, ülkede olağanüstü hâl ilan edildiğine dair yanlış söylentilerin yayılmasının ardından "bilgilerini resmi ve güvenilir kanallardan almayan" medya kuruluşlarına karşı yasal işlem başlatma sözü verdi.

Hükümetin, cumartesi gecesi yaşananları kamuoyuna duyurma konusundaki ihtiyatı, İsrail ile iş birliği yapması halinde Ürdün'ün "bir sonraki hedef" olacağı yönündeki tehditlerden kaynaklanıyor olabilir.

Pazar gününün ilerleyen saatlerinde Ürdün Dışişleri Bakanı Sefadi, İran Büyükelçisini çağırarak İsrail'e yardım etti diye Ürdün'ün konumunu sorgulamayı bırakması gerektiği konusunda kendisini uyardı.

Aslında Ürdün yıllardır iç işlerine karışılmasından büyük bir endişe duyuyor ve İran’ın; Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki siyasi durumu derinden etkilemiş olan bölgesel güç hamlelerinde sıradan bir piyon olmaktan çekiniyor.

El-Ömeri’ye göre, Ürdün’ün kaygıları bununla da bitmiyor. İsrail, İran’ın saldırılarına vereceği olası bir karşılıkta Ürdün hava sahasını kullanabilir ve bu da İran'a, Ürdün'ü doğrudan hedef almak ya da istikrarsızlaştırmak için bir bahane verebilir:

"İranlıların gözü Ürdün'de, Ürdün'ü bölgedeki en zayıf halka olarak görüyorlar. Ürdün ordusu da Suriye sınırında ve (Irak'la olan) doğu sınırında İran destekli milislerin varlığı nedeniyle İran'ı bölgedeki en önemli tehdit olarak görüyor. İran etkisinin Hamas aracılığıyla (Ürdün'le uzun bir sınırı paylaşan) Batı Şeria'ya kadar uzanmasından büyük endişe duyuyorlar."

Ürdün; Hamas ya da Şii milisler gibi İran destekli silahlı grupların kendi topraklarına yerleşmesini engellemek amacıyla son aylarda Suriye içinde Tahran'la bağlantılı olduğu bildirilen uyuşturucu ve silah kaçakçılarını hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi.

Birçok faktör, ülkeyi saran son protesto dalgasının muhtemelen -İran’dan da güçlü bir destek aldığı düşünülen ve Hamas’ı doğuran İslâmcı hareket- Müslüman Kardeşler tarafından yönlendirildiğini gösteriyor.

Ürdün sınırındaki İran destekli Şii milislere gelince, bu gruplardan birinin Irak'taki bir yetkilisi, İran liderliğindeki direniş eksenine bağlı olacak 12.000 silahlı üyeye sahip bir Ürdün milis kuvveti kurmaya yönelik operasyonel planları olduğunu açıkladı.

El-Ömeri, tüm bunların "[kırmızı] alarm nedeni olmadığını, ancak Ürdün için kesinlikle bir endişe kaynağı olduğunu" söyledi ve “Ürdün kamuoyunda İran karşıtı düşüncenin kuvvetli olması nedeniyle, güvenlik güçlerinin olası bir saldırıya karşı önleyici tedbirler almasının kolay olduğunu” belirtti. Ona göre bunun iki sebebi var:

"İlkin, Ürdünlüler; İranlıların ve müttefiklerinin Suriye'de ne yaptığını görüyorlar, bu saatten sonra İran'ı sevecek değiller. İkinci olarak, Ürdün çok muhafazakâr bir Sünni ülkesi, Şii azınlık yok. Hatta güçlü bir Şii karşıtlığı var. Birkaç yıl önce İran'ın Ürdün'de dini yumuşak gücünün [soft power] bir kısmını uygulamaya çalıştığı bir dönem oldu. Bu Ürdün toplumunda endişelere yol açtı."

El-Ömeri, Ürdün hükümetindeki daha muhafazakâr kesimin; protestocular, Müslüman Kardeşler ve İran arasındaki göze çarpan bağlantıyı Hamas yanlısı gösterileri gayri meşrulaştırmak için kullanacağını tahmin ediyor:

"Son birkaç hafta içinde Ürdün'de yayınlanan ve tam bağımsız olmayan (yani hükümetin çizgisini takip eden) üç ana gazetedeki köşe yazılarına bakarsanız, gösterileri eleştiren ve [gösteriler ile] İran arasında bağlantı kuran bir dizi makale görürsünüz.”

"7 Ekim'den sonra Ürdün hükümetinde, Hamas yanlısı protestoların sınırı aştığını söyleyen şahin bir kesim oluştu. Benim hissim, daha muhafazakâr olan bu kesimin, İran saldırısını bahane ederek gösterileri engelleme yoluna gideceği yönünde.” 

[Kral Abdullah yönetiminin İsrail’e verdikleri desteği örtmeye yönelik bu acınası çabasına rağmen çeşitli ülkelerde yaşayan sosyal medya kullanıcıları ve Ürdün halkı ne olup bittiğinin gayet farkında. The Times of Israel editörü, haberin devamında yer verdiği “X” paylaşımlarında bu hususa dikkat çekmiş. Ortadaki ihanetin boyutu öylesine büyük ki, insanlar öfkeden ziyade şaşkınlıklarını ifade ediyor görünüyor.]

Daily Ummah

[Köşeli parantezler, mütercimin konu daha iyi anlaşılsın diye yaptığı açıklamaları ihtiva eder. İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir ve Daily Ummah’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.]

Editör: Daily Ummah