Washington'da siyaset ve askeri stratejiler, daha önce eşine az rastlanır bir ikilemle karşı karşıya. Bir yanda ABD donanmasının devasa vurucu gücü İran'a karşı Körfez sularında bayrak gösterirken, diğer yanda Minnesota eyaleti federal devletin yetkilerinin sorgulandığı bir iç çatışma alanına dönüşmüş durumda.

USS Abraham Lincoln Orta Doğu'da: caydırıcılık mı, savaş mı?

USS Abraham Lincoln uçak gemisinin bölgeye intikali, Trump yönetiminin "hata payı bırakmayan" bir caydırıcılık stratejisi yürüttüğünü gösteriyor. Uzmanlara göre bu adım, İran'ın bölgesel denklemi bozmasını engellemeyi hedeflerken, asıl amacın doğrudan bir sıcak çatışma başlatmak değil, Tahran üzerindeki ekonomik ve askeri baskıyı artırarak onları masaya daha zayıf bir pozisyonda oturtmak olduğu savunuluyor.

Minnesota'da federal kriz: iç cephede gerilim tırmanıyor

Dışarıdaki askeri hareketliliğin aksine, ABD'nin iç cephesi sosyal ve siyasi bir kaynama noktasına ulaştı. Minnesota'da eyalet ve federal yetki sınırları etrafında dönen tartışmalar, toplumsal huzursuzluğu tetikleyerek "Önce Amerika" ilkesini zorlu bir teste tabi tutuyor. Göçmen krizi üzerindeki sert güvenlikçi yaklaşım ve eyaletlerdeki sivil tepkiler, Washington'ın dış dünyadaki "süper güç" imajı ile iç istikrarı arasındaki hassas dengeyi tehdit ediyor.

Suriye'de yeni dönem: Şara, Putin ile görüşmek üzere Moskova'da
Suriye'de yeni dönem: Şara, Putin ile görüşmek üzere Moskova'da
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, Washington'ın aynı anda iki cephede (dışarıda askeri, içeride siyasi) bu denli yüksek gerilimi yönetmesinin sürdebilirliğini sorguluyor. Trump yönetiminin "caydırıcılık dili", Tahran'ı masaya getirebilir ancak içerdeki sosyal patlamaların nasıl dindirileceği hala belirsizliğini koruyor.