Fatih'te bir otelde düzenlenen basın toplantısında konuşan WOLAS Yönetim Kurulu Başkanı Enes Kafadar, Uluslararası Adalet Divanı'nın İsrail'in Gazze'deki soykırım eylemlerinin engellenmesi gerektiği yönündeki ihtiyati tedbir kararının, İsrailli yetkililer kadar soykırım eylemlerine destek veren ülkeler ve tüzel kişileri de ilgilendirdiğini belirtti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurucu sözleşmesi olan Roma Statüsü'nün 25. maddesine göre, bir başkasının soykırım suçu işlemesine veya işlemeye teşebbüs etmesine yardım eden, cesaret veren herkesin soykırım suçlusu olacağını anlatan Kafadar, "Bu bağlamda İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği ve ileride soykırım suçu kapsamında değerlendirilmesi kuvvetle muhtemel eylemlerine silah, mühimmat, enerji, kıyafet temini ve benzeri şekilde destek vererek bu eylemlere iştirak eden devlet ve şirket yetkililerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde soykırım suçundan yargılanması kaçınılmazdır." değerlendirmesini yaptı.

Kafadar, Roma Statüsüne göre, sözleşmeye taraf birçok ülkenin mevzuatında soykırım suçunun cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bu devletlerin İsrail'in soykırım eylemlerine yardım eden kişiler hakkında yerel mahkemelerinde yargılama yetkisi bulunduğunu kaydetti.

Yeryüzü avukatlarının, dünyadaki hak ihlallerinin izlenmesi ve raporlanması faaliyetinin yanında bunların durdurulması adına onlarca ülkede hukuk operasyonu yürüttüğünü ifade eden Kafadar, şöyle devam etti:

IFRC Genel Sekreteri, yardım bekleyen Gazzelilerin öldürülmesine üzüntüsünü dile getirdi IFRC Genel Sekreteri, yardım bekleyen Gazzelilerin öldürülmesine üzüntüsünü dile getirdi

"Bu doğrultuda İsrail'in soykırım eylemlerine destek veren devlet ve şirket yetkililerinin soykırım suçundan cezalandırılması için Uluslararası Ceza Mahkemesi ile bulundukları ülkenin yerel adli makamlarına suç duyurusunda bulunacağız. Özellikle İsrail'e soykırım eylemleri esnasında faydalanacağı enerjiyi sağlayan Türkiye menşeli firmaya, yine soykırım eylemleri esnasında kullanılan silah parçası, mühimmat, askeri malzeme, kıyafet, gıda ve benzeri ürün tedariki sağlayan, bu ürünlerin nakliyesini yapan şirket yetkililerine, yerel adli makamlar ve Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde soykırım suçlusu olarak mahkum edilmemeleri adına eylemlerini derhal sonlandırmaları gerektiğini ihtar ediyoruz."

"Mavi Marmara davasıyla İsrail'in yargılanabildiği bütün dünyaya gösterildi"

Avukat Enes Kafadar, soykırım suçunu işleyen ve destek veren herkesin yargılanmasının söz konusu olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar İsrail'in yargılanmasıyla alakalı zihinlerde büyük bir ket vardı. Yıllar önce Mavi Marmara davasıyla İsrail'in yargılanabildiği bütün dünyaya gösterildi ve 7 Ekim olayları sonrasında da özellikle Güney Afrika tarafından Uluslararası Adalet Divanına yapılan başvuru ve davada İsrail'in soykırım suçundan mahkum edileceğine yönelik ciddi bir kanaat oluştu. Ancak sadece belli başlı hareketler, sivil inisiyatifler soykırım suçuna yardımın durdurulması gerektiği yönünde bazı açıklamalar ve eylemlerde bulundu. Bugüne kadar bunun hukuki sorumluluğuyla alakalı hiçbir tartışma yapılmadı."