İsrail ordusunun saldırıları nedeniyle yerinden edilen Filistinliler, iftar ve sahur yemeklerinde insani yardımlardan erişebildikleri konserve gıdaları veya fiyatları oldukça yüksek olmasına rağmen farklı pazarlardan elde edebildikleri sebze ve etleri kullanıyor.

Gazze Şeridi'nde eğer bulunabilirse bazı sebzeler kilosu 10 ila 35 dolar arasında değişen fiyatlara satılıyor. Bunlar, İsrail'in saldırıları öncesindeki fiyatların 20 ila 40 katına tekabül ediyor.

"Uyuyamıyoruz, yiyecek, su, sığınacak bir ev yok. Bu ne biçim hayat?"

Gazzeli ihtiyar Muhammed ez-Zeyyan, "Bu yılki gibi zor şartlar altında ramazan ayı geçirmedik. Ne yiyeceğimizi bilmiyoruz. Hayat şartlarımız zor ve konserve gıdaya bağımlıyız, hatta bunun bile fiyatları son derece yüksek." dedi.

Gazze'de 8 yaşındaki Saba, söylediği manilerle insanları sahura kaldırıyor Gazze'de 8 yaşındaki Saba, söylediği manilerle insanları sahura kaldırıyor

Zeyyan, "Hayat çok zor bir hale geldi. Uyuyamıyoruz, yiyecek, su, sığınacak bir ev yok. Bu ne biçim hayat?" sözleriyle serzenişte bulundu.

Küçük bir çadırın içindeki ocakta ekmek hazırlayan Filistinli yaşlı kadın Vefa Amir, AA muhabirine yaptığı açıklamada "Bugün sadece suyla sahur yaptık, burada da iftar için ekmek yapıyorum." diye konuştu.

Yorgunluğu yüzünden okunan Amir, "Bu yıl ramazan önceki yılların tamamından farklı, savaş hiçbir şeyi kendi halinde bırakmadı. Durumun iyileşmesi için ateşkes ilan edilmesini bekliyorduk ama ne yazık ki bu da olmadı." ifadelerini kullandı.

Filistinli kadın Ümmü Muhammed Salah da yerinden edilmiş Filistinlilerin tüm öğünlerinde yedikleri konserve gıdaya dayanan yiyeceklerin sağlıklı olmadığını söyledi.

Ümmü Muhammed, "Sahuru biraz peynir ve su ile yaptık. Çocuklar çay istediklerinde şeker olmadığı için onu da hazırlayamadık." diye konuştu.

Yerinden edilenler için ekonomik durumun sebze ve et satın almaya uygun olmadığına işaret eden Ümmü Muhammed, konserve fasulye, nohut ve peynir ile iftar edeceklerini belirtti.

İsrail'in saldırıları nedeniyle yerinden edilen Sümeyye es-Sehhar'ın da durumu diğerlerinden farklı değil.

Sehhar, "Konserve fasulye ve nohuttan başka bir şey bulunmuyor. Bu yiyecekler bizi yoruyor ve hasta ediyor." diye konuştu.

Gazze'deki duruma ilişkin Sehhar, "Çocuklar ne yiyecek? Ailemdeki 10 yaşını geçmiş bütün çocuklar oruç tutuyor ancak iftarda sevdikleri yemekleri bulamıyorlar." dedi.

Filistinli kadınlar, dünya ülkelerine İsrail'in Gazze'ye saldırılarını durdurması ve Gazze halkına gıda ulaştırılması için acil müdahale çağrısında bulundu.

İsrail, Gazze'yi kıtlığa sürüklüyor

İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'den bu yana sivil yerleşim yerleri, hastane, okul ve yerinden edilmiş Filistinlilerin sığındığı barınakları da hedef alan saldırılarını sürdürmesinin yanı sıra insani yardımların girişini de engelleyerek halkı açlığa mahkum ettiği 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nde büyük bir insani felaket yaşanıyor.

Başta BM'ye ait kuruluşlar olmak üzere uluslararası çevreler, çoğu hastanenin hizmet dışı kaldığı, tıbbi malzeme eksikliğinin yaşandığı, açlık, susuzluk ve hijyen malzemeleri eksikliğinin tetiklediği hastalıklar nedeniyle Gazze'de ateşkes ilan edilmesi ve bölgeye insani yardımların girişinin artırılması çağrısında bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), 10 Mart'taki açıklamasında, İsrail'in 17 yıldır kuşatma altında tuttuğu Gazze Şeridi'nde "açlığın her yerde olduğunu" belirtmişti.

BM, İsrail'in yoğun saldırısı altındaki Gazze Şeridi'nde 2,2 milyon kişinin kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmuştu.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, İsrail'in yardım girişini engelleyerek büyük bir "insani felakete" neden olduğu Gazze Şeridi'nde yetersiz beslenme ve susuzluktan 27 kişi hayatını kaybetti.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 500’ü çocuk, 9 bini kadın olmak üzere 31 bin 726 Filistinli yaşamını yitirdi, 73 bin 792 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.