Filistinli Mecdulin Ebu Aasi, İngiliz The Guardian gazetesi için kaleme aldığı dokunaklı makalede, Gazze'de bu yılki Ramazan ayının yıkım, göç ve devam eden savaşın gölgesinde nasıl geçtiğini anlattı. Ebu Aasi, altın renkli fenerlerle süslenen balkonların yerini, komşu evlerin enkazını kaldıran buldozer seslerinin aldığını belirterek, şehrin kaybettiği canlı hayata duyulan derin hüznü ve her şeye rağmen yeşeren inatçı umudu kelimelere döktü.
"Sessizlik barış demek değil"
Gazze Şeridi'ndeki Rimal Mahallesi'nde bulunan evinden Zevayde bölgesindeki kiralık bir odaya sığınmak zorunda kalan yazar, mevcut durumu bir "ateşkes" olarak nitelendirse de bunun gerçek bir güvenlik hissi vermediğini vurguladı. Mevcut sessizliğin barış değil, kırılgan bir mola olduğunu belirten Ebu Aasi, enkaz kaldıran iş makinelerinin ve ezan sesini bile bastıran insansız hava araçlarının, tehlikenin henüz geçmediğini sürekli hatırlattığını ifade etti.
Kutsal bir direniş olarak dayanışma
Makalede göçün getirdiği ağır yaşam koşulları ve artan gıda fiyatlarına da dikkat çekildi. Geçmişte El-Ömeri Camii'nde ve pazar yerlerinde yaşanan ruhsal ve sosyal sıcaklığın yerini şimdilerde hayatta kalma mücadelesinin aldığı belirtildi. Ancak Ebu Aasi, bu zorluklara rağmen Gazzelilerin ellerindeki az miktarda mercimek veya hurmayı açlığa galip gelen bir onurla paylaştıklarını, insani ruhun teslim olmadığını ve bu dayanışmanın adeta "kutsal bir direniş" olduğunu vurguladı.
Harabelerden umut örmek
Yazar, Gazze'de karanlıkta yakılan tek bir mumun bile işlevinin ötesine geçerek çaresizliğe karşı umuda tutunmanın sembolü olduğunu ifade etti. Gerçek barışın sadece silahların susması değil, açık bir cami, sağlam bir mahalle ve felaket beklentisinden uzak bir uyku gibi basit yaşam detaylarının geri dönmesi olduğunu belirten Ebu Aasi, makalesini şu çarpıcı sözlerle tamamladı:
"Ezan okunduğunda bir anlık huzur hissediyorum. Bu, dünyanın adil olmasından veya acılarımızın sonunu görmemizden değil; hala burada olmamızdan, harabelerin içinden umut örmemizden kaynaklanıyor. Sadece alışkanlıktan değil, ruhlarımızı enkazın altından geri almak için oruç tutuyor, dua ediyor ve direniyoruz."





