Uzmanlar ise çatışmanın uzun soluklu bir savaşa dönüşebileceğini belirtiyor.
İsrail Ordu Sözcüsü Efi Defrin, çatışmanın boyutlarının genişlediğini yansıtan bir gelişme olarak, onlarca savaş uçağının İran rejimine ait askeri tesislere, füze fırlatma rampalarına ve komuta kontrol merkezlerine yönelik bir "açılış saldırısı" başlattığını duyurdu. Bu hedeflerin İsrail için "doğrudan bir tehdit" oluşturduğunu belirten sözcü, Tahran'ın son aylarda İsrail'e yönelik saldırı planlarını geliştirmeye ve "İsrail devletini yok etmek amacıyla" nükleer programı üzerinde çalışmaya devam ettiğini savundu. Defrin, İsrail'in savunma ve saldırı alanlarında müttefikleriyle ortak tatbikatlar yaptığını ve devleti hedef alan girişimlere karşı politikalarının net olduğunu vurgulayarak, askeri operasyonun "gerektiği sürece devam edeceğini" ifade etti.
Sözcü, hava savunma sistemlerinin "kusursuz olmadığını" ve kurallara uymanın hayat kurtardığını belirterek İsrail vatandaşlarını İç Cephe Komutanlığı'nın talimatlarına uymaya çağırdı. Düşmanın hedefleme hassasiyetini artırmak için bu tür görüntüleri takip ettiğini söyleyen Defrin, füzelerin düştüğü yerlerin fotoğraflanmaması konusunda halkı uyardı ve vatandaşların sorumluluğunun "kendi güvenlikleri ve kuvvetlerin güvenliği için önemli olduğunu" vurguladı. Ayrıca tüm savunma sistemlerinin, güvenlik birimlerinin ve ordunun tam teyakkuz halinde olduğunu sözlerine ekledi.
Sahanın ötesindeki boyutlar
Gazeteci ve İsrail uzmanı Mühenned Ebu Goş'a göre bu operasyon sadece askeri bir hamle değil, aynı zamanda İran içine yönelik "kasıtlı" siyasi ve medya mesajları barındıran bir kampanya. Ordunun operasyona "Yahudiye Kalkanı", Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ise "Aslan Kükremesi" adını vermesinin doğrudan askeri boyutun ötesinde sembolik anlamlar taşıdığına dikkat çekiliyor. Ancak işgal altındaki Filistin'in kuzeyinde çalan sirenler, Ben Gurion Havalimanı'nın boşaltılması ve hastanelerin en üst düzey acil duruma geçmesi gibi sahadaki göstergeler, sınırlı bir misillemeden ziyade uzun soluklu bir sürece hazırlık yapıldığına işaret ediyor.
Askeri uzman Vasıf Ureykat ise operasyona eşlik eden siyasi söylemin hedefleri "belirsizleştirdiğini" savunuyor. Rejim değişikliğinden bahsetmenin, net aşamalar veya kesin bir zaman çizelgesi belirlemeden çatışmanın çıtasını büyük bir stratejik seviyeye çıkardığını belirtiyor. Ureykat, her iki tarafın da füze fırlatmaya ve hava savunma sistemlerini aktif tutmaya devam etmesinin, çatışmanın henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve "kesin bir darbeden" bahsetmek için henüz çok erken olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.
Karşılıklı mesajlar
Öte yandan Tesnim haber ajansı, İranlı yetkililerin Tahran ve diğer bölgelerde hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiğini doğruladığını aktarırken, İsrail ordusu İran'dan fırlatılan füzeleri önlediğini duyurdu. Al Jazeera'ye konuşan üst düzey bir İranlı yetkili ise "Orta Doğu'daki tüm ABD ve İsrail varlıkları ve çıkarları artık meşru hedeftir" diyerek, verilecek yanıtın "açık olacağını ve hiçbir kırmızı çizgi tanımayacağını" vurguladı. Tahran'da olası bir rejim değişikliğinden bahseden söylemler ile doğrudan karşılıklı saldırıları yansıtan saha gerçekliği arasında, bu çatışma bölgedeki caydırıcılık dengesi için zorlu bir test gibi görünüyor. Angajman kuralları yeniden mi çiziliyor, yoksa her iki tarafın da geleneksel hesaplarını aşabilecek bir tırmanışla mı karşı karşıyayız?





