Lübnan hükümetinin Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasaklama ve çalışma alanını sadece siyasi kanatla sınırlandırma kararı konusundaki tutumlar, bunu öven ve zorluklara rağmen uygulanması gerektiğini vurgulayanlar ile bunu eleştirip bir "savaş ilanı" olarak görenler arasında farklılık gösteriyor.
Başbakan Nevaf Selam pazartesi günü, Hizbullah'ın askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasadışı ilan ederek yasakladığını ve çalışma alanını siyasi boyutla sınırlandırdığını duyurdu. Selam, Beyrut'un meşru kurumlar dışında Lübnan topraklarından başlatılan her türlü askeri veya güvenlik eylemini reddettiğini vurguladı.
Bu karar, Hizbullah'ın ABD ve İsrail'in İran'a açtığı savaşa dahil olmasından ve İsrail'in kuzeyine roket atmasından saatler sonra geldi. İsrail ordusu bu saldırıya, Beyrut'un güney banliyöleri (Dahiye), güney bölgeleri ve Bekaa'yı hedef alan geniş çaplı bir bombardımanla karşılık vererek onlarca kişinin ölümüne neden oldu.
Anayasa Hukuku ve Siyasi Sistemler Uzmanı Salim Zahur, Lübnan hükümetinin kararını "önemli ve tarihi" olarak nitelendirdi. Hükümetin her türlü askeri ve güvenlik eylemini yasakladığını ve güvenlik güçlerini kararın uygulanmasını takip etmekle görevlendirdiğini belirten Zahur, ancak Hizbullah'ı topyekûn yasadışı bir örgüt olarak ilan etmeyip siyasi ve askeri kanatlarını birbirinden ayırdığına dikkat çekti.
Zahur, hükümetin kararındaki diğer önemli noktanın güvenlik güçlerinden iki düzeyde gerekli tedbirleri almalarını istemesi olduğunu belirtti. Birincisi, Bakanlar Kurulu kararının uygulanması kapsamında Lübnan'dan başlatılabilecek her türlü askeri eylemin durdurulması; ikincisi ise ordunun daha önce hükümete sunduğu, Litani Nehri'nin kuzeyinde silahların sadece Lübnan devletinin elinde toplanmasını öngören planın derhal uygulanmasıdır.
Hükümet kararının uygulanmasının pratikte sahada eylem gerektirdiğini belirten Zahur, "Uygulamayı dayatacak olan şey, hükümetin ve güvenlik güçlerinin alacağı askeri ve güvenlik önlemleridir" dedi.
Araştırmacı, kararın başta ABD olmak üzere uluslararası toplumun büyük bir kısmı ile bölgesel, özellikle de Körfez ülkeleri tarafından talep edildiğine dikkat çekti. Ayrıca Lübnan hükümetinin kararını uygulayabilmesi için bölge düzeyinde birçok ülkeden büyük destek gördüğünü kaydetti.
Zahur'a göre Lübnan hükümeti bugün büyük zorluklarla karşı karşıya; iç düzeyde kararlar alması, dış düzeyde ise destek sağlamak amacıyla siyasi ve diplomatik takipler yapması gerekiyor. Uzmana göre Lübnan hükümetinin karşılaştığı diğer bir zorluk ise Hizbullah hakkında aldığı kararın İsrail saldırılarını sınırlayıp sınırlamayacağıdır. Hükümetin bu kapsamda uluslararası ortaklarıyla diplomatik çalışmalarını sürdüreceğine dikkat çekildi.
"Savaş İlanı"
Buna karşılık, Gazeteci ve Siyasi Analist Tevfik Şuman, Lübnan hükümetinin kararını bir "savaş ilanı" ve "Lübnanlı bir grupla çatışmaya ve yüzleşmeye doğru bir atılım" olarak nitelendirdi. Bu tür meseleleri tartışmak için İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ve mevcut savaş dalgasının bitmesinin beklenebileceğini söyledi.
Şuman, Lübnan direnişinin silahsızlandırılmasından ve -Lübnan Adalet Bakanlığı'na göre- ateş edenlerin, kışkırtanların ve eylemi uygulayanların tutuklanmasından bahsetmenin, iç yansımaları olabilecek bir "kışkırtma kampanyası"nın parçası olduğunu savundu.
Yazar, Bakanlar Kurulu bildirisinin Hizbullah'ın toplumsal tabanına ve Lübnan direnişine yıldırım gibi düşeceğini belirterek, "Bir yanda İsrail işgali varken, diğer yanda Lübnan hükümetinin silahlı kuvvetleri bir iç çatışmaya sürüklemeye çalışması kabul edilemez" değerlendirmesinde bulundu.





