26 yıldır Türkiye'de cezaevinde bulunan terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan, Ankara'nın 40 yıla yakın süredir devam eden yasadışı PKK isyanını sonlandırma girişimlerinde kilit bir rol üstleniyor. Bir yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyecek bir gelişmeyle, üç Türk milletvekili, PKK'nın Mayıs ayında silahsızlanacağını ve kendini feshedeceğini açıklamasının ardından barış sürecini ilerletmek üzere Pazartesi günü Öcalan'ı ziyaret etti.

Terör örgütü PKK, Temmuz ayında sembolik olarak silah yaktı ve geçen ay silahsızlanma sürecinin bir parçası olarak militanlarını Türkiye'den çekmeye başladığını duyurdu. Süreç başladığından bu yana PKK saldırıları durdu. Ancak 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bu çatışmayı bitirmek için daha gidilecek yol var.

ZORLU BİR DENGE OYUNU

Meclis Başkanlığı, Marmara Denizi'ndeki İmralı cezaevinde gerçekleşen Pazartesi günkü görüşmelerde milletvekillerinin Öcalan'dan, PKK'nın feshi ve Türkiye'nin PKK'nın bir parçası olarak gördüğü Suriyeli Kürt güçleriyle ilgili açıklamalar aldığını bildirdi.

Barışın sağlanması, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için büyük bir başarı olacak. Zira çatışma Türkiye'de derin siyasi ve kültürel bölünmelere yol açmış ve ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı Güneydoğu ekonomisini bir nesil geriye götürmüştü.

Eleştirmenler, Erdoğan'ın bu adımlarla, erken seçim çağrısı yapması ya da görev süresini 2028'deki planlanan sürenin ötesine uzatmak için anayasal değişiklikler araması durumunda Kürt oylarını kazanma umuduyla kısmen motive olabileceğini belirtiyor. Ancak barış sürecini tamamlamak, hükümet, Öcalan ve Kuzey Irak'taki Kandil Dağları'ndaki aktif PKK liderliği ile Kuzey Suriye'de Öcalan'a bağlı güçler arasında hassas bir denge gerektiriyor.

ÖCALAN-PKK GÖRÜŞMESİNİN İÇ YÜZÜ

Öcalan'ın PKK'yı feshetmeye çağırmasından sonra ve örgütün bunu yapacağını duyurduğu kongre öncesinde, Mayıs ayında Öcalan ile üst düzey PKK yöneticileri arasında gerçekleşen bir video görüşmesi, bu denge oyununa ve Öcalan'ın PKK içindeki etkisinin boyutuna ışık tutuyor. Reuters'ın sürece yakın bir kaynaktan elde ettiği görüşme tutanaklarında, Öcalan'ın PKK'yı feshe çağırma kararını kendisinin verdiğini söylediği görülüyor:

"Son çağrı benim şahsi inisiyatifimle yapıldı. Bunu değerli bir fırsat olarak gördüm. Hazırlığını bizzat kendim yaptım."

Bu yorumlar, eleştirmenlerin Öcalan'ın devletin emriyle hareket ettiği yönündeki iddialarıyla çelişir nitelikte. Tutanaklar, hazır bulunan terör örgütü PKK figürlerinin devlete duydukları güvensizliği ifade ettiklerini ve devletin Öcalan'ın talep ettiği reformları gerçekleştirme istekliliğini sorguladıklarını gösteriyor, ancak liderliğini kabul ediyor ve ona güvendiklerini dile getiriyorlar.

Öcalan, PKK'nın feshedilmesi konusunda duygu belirtisi göstermeyerek şunları söylüyor:

"Bu bağlılığı değerli buluyorum. Desteğe ihtiyacım yok ama değerli buluyorum. Abartmıyorum ama sizi hayatta tutan benim... Üzülmedim. Duygusallaşmadım ve olmayacağım. Onu bizzat ben kurdum ve bizzat ben bitiriyorum."

Tutanak, video görüşmesine Türkiye'den bir yetkilinin de katıldığını ekleyerek, sürecin devlet gözetiminde olduğunu vurguluyor. Irak'taki bir terör örgütü PKK kaynağı, tutanağın gerçek olduğunu doğruladı.

'KARARLILIK VE İRADE GÜCÜ'

1984'te Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleye başladığından bu yana, terör örgütü PKK'nın hedefi bağımsız bir Kürt devleti arayışından, sınırlı özerklik ve daha fazla Kürt hakkı talep etmeye doğru kaydı. NATO üyesi Türkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri üsleri genişletmesi ve PKK'ya yönelik ağır saldırılar başlatmasından bu yana örgüt geri adım atmak zorunda kaldı.

1999'da bir Türk mahkemesi tarafından vatana ihanet ve ayrılıkçılıktan suçlu bulunan Öcalan cezaevinde kalmaya devam ediyor. Avukatlarının 2019'dan bu yana ilk kez kendisini ziyaret etme izni alması, barış süreci için önemini bir kez daha ortaya koydu.

Avukatlardan İbrahim Bilmez, Reuters'a verdiği demeçte, Öcalan'ın cezaevi koşullarının iyileştiğini ve yetkililerin daha saygılı hale geldiğini söyledi. Öcalan'ın diğer terör örgütü PKK bağlantılı mahkumlarla etkileşime girebildiğini, kitap okuyabildiğini ve bazı televizyon kanallarını izleyebildiğini, ancak internet erişiminin olmadığını belirtti. Avukat, "Kararlılığı, irade gücü değişmedi. Hiçbir şey azalmadı. Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik çabalarını sürdürüyor," dedi.

Öcalan'ın barış süreci için ne kadar önemli olduğunun altını çizen bir diğer gelişme ise, Erdoğan'ın müttefiki ve uzun süredir Öcalan'ın şiddetli eleştirmeni olan aşırı milliyetçi MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, PKK liderini Cumhurbaşkanı'nın "terörsüz Türkiye" hedefine ulaşması için hayati bir unsur olarak göstermesi oldu. Bahçeli, geçen hafta Meclis'teki MHP milletvekillerine, "Kendi imkanlarımla İmralı'ya gitmekten... ve (Öcalan) ile bir masa etrafında yüz yüze görüşmekten çekinmem," dedi.

BARIŞ ADIMLARI HAKKINDAKİ ŞÜPHELER

Türkiye'nin üçüncü büyük partisi olan Kürt yanlısı DEM Parti, süreç boyunca Öcalan ile birkaç kez görüştü ve Pazartesi günü ziyaret eden milletvekillerinden biri de DEM'liydi. Buna rağmen, birçok DEM destekçisi, Erdoğan'ın Kürtlerin statüsünü güçlendirmek için Öcalan'ın talep ettiği reformları gerçekleştirme istekliliği konusunda şüpheci.

Kaynaklar, Ankara'nın çatışmayı sona erdirme görüşmeleri kapsamında binlerce terör örgütü PKK militanı ve sivilin Kuzey Irak'taki saklandıkları yerlerden evlerine dönmesine izin verecek bir yasa hazırladığını Reuters'a bildirdi. Öcalan, Mayıs ayındaki video görüşmesinde bu tür adımların önemini vurguladı:

"Birçok yoldaş Türkiye'ye dönecek. Yasaların bunu çözmesi gerekir... Demokratik siyaset ve yasal zemin hazırlanmalıdır."

Türkiye Kürtlerinin birçoğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde Kürt yanlısı siyasi harekete yönelik hukuki baskı nedeniyle barış süreci hakkında şüpheci. Binlerce kişi tutuklandı ve aralarında eski parti lideri Selahattin Demirtaş'ın da bulunduğu onlarca milletvekili ve belediye başkanı görevden alındı ve hapsedildi.

Barış süreci sırasında bu baskıya ara verildi ve Bahçeli, Demirtaş'ın serbest bırakılmasının faydalı olabileceğini belirtti.

Daily Ummah