Siyonist işgal rejimi, 20 aylık tam ablukanın ardından 2 Şubat 2026’da yeniden açılan Rafah Sınır Kapısı’nı, insani bir geçiş noktası yerine bir siyasi ve güvenlik baskı aracına dönüştürdü. 10 Ekim 2025’te imzalanan ateşkes anlaşmasının şartlarını sistematik olarak ihlal eden işgalci güçler, belirlenen günlük yolcu kontenjanlarını kısıtlayarak Filistin halkının geri dönüş ve tedavi haklarını gasp etmeye devam ediyor.
Anlaşma kağıt üzerinde kaldı: Yüzde 31 bağlılık
Gazze’deki Hükümet Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail el-Sevapte’nin paylaştığı verilere göre, 2-12 Şubat tarihleri arasındaki 11 günlük süreçte sınır kapısı üzerinden geçiş yapanların sayısı siyonist zulmün boyutlarını rakamlarla belgeliyor:
-
Beklenen Yolcu Sayısı: 2.200 (Günlük 200 kişi planlanmıştı).
-
Gerçekleşen Geçiş: 693 kişi (391 çıkış, 302 giriş).
-
Bağlılık Oranı: Sadece %31.
Anlaşmaya göre günlük 150 çıkış ve 50 giriş yapılması gerekirken, işgalci rejim bu rakamları kendi keyfi "güvenlik" kriterlerine göre buduyor. En yüksek geçişin olduğu 12 Şubat Perşembe günü dahi sadece 65 kişinin (28 hasta ve 37 refakatçi) çıkışına izin verildi.
2005 Anlaşması çiğneniyor: Sorgu merkezleri ve milisler
Mevcut işleyiş, 2005 yılında imzalanan ve sadece Avrupa Gözlem Misyonu’nun denetimini öngören Sınır Geçiş Anlaşması’nı tamamen devre dışı bırakmış durumda. Siyonist ordu, "Yaser Ebu Şabab" liderliğindeki işbirlikçi silahlı grupları kullanarak sınırın iç kesimlerinde arama ve sorgu noktaları tesis etti.
"Eskiden El-Ariş’ten Han Yunus’a ulaşmak 2 saat sürerdi, şimdi siyonistlerin sorgu ve eziyet barikatları yüzünden bu yolculuk 24 saati buluyor. Dönüş yolu adeta bir işkence koridoruna dönüştürüldü." — Geri dönen bir Gazze sakini
Hükümet Medya Ofisi, bu kısıtlamaların en çok dışarıda tedavi bekleyen 20 bin hastayı vurduğunu vurguladı. Mevcut hızla gidilirse, bu listesinin temizlenmesi tam iki yıl sürecek; bu da birçok ağır hasta için "yavaşlatılmış ölüm mahkumiyeti" anlamına geliyor.
Siyasi ve güvenlik kıskacı: Üç senaryo
Filistin Siyasi Araştırmalar Merkezi Direktörü Rami Huris, Rafah’ın insani bir kapıdan bir "kontrol mekanizması"na evrildiğini belirterek şu üç senaryoya dikkat çekiyor:
-
Sınırlı ve Şartlı Genişleme: İşgalin kontrolü bırakmadan, bazı temel ihtiyaçların geçişine sıkı denetimlerle izin vermesi.
-
Direnişe Baskı: Kapının, ateşkesin ikinci aşamasındaki siyasi talepler (silahsızlanma veya idari düzenlemeler) için bir şantaj kartı olarak kullanılması.
-
İnsani Krizin Sürekliliği: Mevcut kısmi açılışın devam ettirilerek krizin kronikleştirilmesi ve dolaylı olarak halkın "gönüllü" göçe zorlanması.
Rafah, bugün Filistin egemenliğinin ve direnişin sahadaki gücünün en büyük test noktasıdır. Batılın bu kuşatma ve manipülasyon politikası, Gazze halkının toprağına dönme ve izzetiyle yaşama iradesini kırmayı hedeflese de, Filistinlilerin sınırın her iki yanındaki kararlı bekleyişi bu sinsi planı boşa çıkarmaktadır.