Gazze Şehri'nin Şucaiyye Mahallesi'nde derme çatma bir çadırın içinde, 60 yaşındaki Tita Reda Aliwa, 36 torunu için tek öğünlük mercimek yemeğini hazırlarken, çocuklar bir kaşık daha alabilmek için birbirleriyle mücadele ediyor. Reda Aliwa, artık kendisi ve eşiyle birlikte kalan bu büyük ailenin tek dayanağı.
Kuds Haber Ağı'na konuşan Aliwa, "Artık 36 torunumun tamamını büyütmekten ben sorumluyum," dedi.
Bir anda kaybolan beş hayat
Aliwa'nın beş oğlu, kırılgan ateşkesin imzalanmasından sadece günler önce, geçtiğimiz Eylül ayında dört gün arayla Gazze Şehri'ndeki bir yerinden edilmişler kampına düzenlenen iki ayrı İsrail saldırısında hayatını kaybetti. Saldırılardan birinde Aliwa da yaralandı ve komaya girdi.
Uyandığında eşi, beş oğlunun da öldüğü yıkıcı haberini verdi. Doktorların uyarılarına rağmen, torunlarının endişesiyle hemen hastaneden ayrıldı. Aliwa, "Hastanede aklımdaki tek şey çocuklardı," diye anlattı.
Şimdi 60 yaşındaki Aliwa ve eşi, iki yıllık İsrail soykırımıyla darmadağın olan bir hayatı yeniden kurmaya çalışırken, torunları için tek bakım veren durumundalar.
Büyük yük ve günlük hayatta kalma mücadelesi
Bir buçuk aylıktan 17 yaşına kadar değişen yaşlardaki torunlarının tamamı saldırılardan sağ kurtulmuştu. Ancak gelir kaynakları olmadan kalan aile, gıda dağıtımlarına bağımlı yaşıyor. Reda Aliwa, "Ne bulabilirsem onu alıyorum," diyor. "Bazı günler bir şeyler buluyorum; diğer günler ise hiçbir şey yok."
Aile, Gazze Şehri'ndeki harabelerle çevrili, İsrail işgal güçlerini Gazze'nin belirli bölgelerinden ayıran hayali bir sınır çizgisi olan "sarı çizgi" yakınında, yıpranmış bir çadırda ve sadece iki minder üzerinde uyuyor.
Çevredeki bombardıman sesleri hayatlarının sürekli bir fon müziği haline gelmiş durumda. Aliwa, devam eden ihlaller nedeniyle torunlarını kaybetme korkusuyla yaşıyor: "Bu nasıl bir ateşkes? Bize ne çadır ne de yiyecek sağlandı. Bu küçük ruhlar hangi suçu işledi?"
Gelecek korkusu ve travma
Aliwa'nın en büyük korkusu ise gelecek: "Bana bir şey olursa, bu 36 çocuğa ne olacak?" diye soruyor. "Sokak çocuğu olurlar."
Torunlar, ebeveynlerinin yasını tutarken büyük bir travma yaşıyor. Ebeveynlerini sorduklarında onlara Cennet'te olduklarını söylüyor. Aliwa, küçüklerin "Tamam Tita, onları görmek için şimdi cennete gidelim," dediğini; büyüklerin ise "Öldürülmeden önce hayat güzeldi. Şimdi hayatımız karanlık," dediğini aktarıyor.
Filistin Merkezi İstatistik Bürosu'nun (PCBS) Nisan ayında yayımladığı rapora göre, Gazze'de soykırım sırasında en az 40.000 çocuk ebeveynlerinden birini veya her ikisini kaybetti. Kurum bu durumu "modern tarihin en büyük yetim krizi" olarak nitelendiriyor.
Aliwa'nın 13 yaşındaki torunu İbtisam ise duygularını şöyle dile getiriyor: "Evimizi, annem ve babamla odalarında geçirdiğim tüm anıları hatırlıyorum. Ve şimdi hepsi gitti. Eskiden her gün eğlenirdik, onların odasında oturup birlikte oynardık ve şimdi bunların hepsi yok oldu."





