Eski İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Asistanı Sasan Kerimi'ye göre dış sızıntılar, savaşlarını ideolojik bir şekilde yürüten ve risklere aldırış etmeden işlerine odaklanan İranlı liderler için büyük bir endişe kaynağı değil.
Kerimi, Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in İsrail saldırılarında öldürüldüğünde, savaş tehlikesiyle karşı karşıya olan diğer İranlılar gibi normal bir şekilde işini yaptığını belirterek, İranlı liderlerin bu şartlar altında Amerikalı politikacılar gibi düşünmediklerini ifade etti.
Dış sızıntıların veya bilgi sızdırmanın varlığını göz ardı etmeyen Kerimi, bunu "savaşlar sırasında doğal" olarak nitelendirdi. Ancak İran rejiminin "bu dış saldırganlıkla yüzleşmek için herhangi bir zamanda ve herhangi bir nedenle ölebilecek belirli bir kişiye değil, temel olarak halka dayandığını" söyledi.
Kerimi'nin bakış açısına göre, şu anda İran sokağını rejime karşı harekete geçirmeye bel bağlamak da artık işe yaramıyor. Kerimi, İranlıların saldırılar sırasında liderlerinin etrafında net bir şekilde kenetlendiğini ve bunun Hamaney'in ölümünden sonra halkın çok büyük kalabalıklar halinde sokaklara dökülmesinde açıkça görüldüğünü belirtti.
Kerimi'nin de ifade ettiği gibi İranlılar, şu anki gibi bir dış saldırı karşısında anlaşmazlıklarını erteliyor ve İran'ın başlatmadığı bu savaşı meşrulaştırmaya yönelik hiçbir anlatıyı kabul etmiyorlar.
Dış saldırıların yeni bir şey olmadığını söyleyen Kerimi, bu saldırıların "İranlıları her zaman birleştirdiğini, savaştan önce hükümete karşı gösteri yapanlar da dahil olmak üzere bugün yabancı saldırganlığa karşı ülkelerinin etrafında kenetlendiklerini" vurguladı.
Protestolara Yer Yok
Mevcut şartlar altında iç protestoların artması ihtimalini dışlayan Kerimi, sosyal medyada muhalifler tarafından bile devleti savunmak için geniş çaplı bir kampanya yürütüldüğünü takip ettiğini söyledi.
Üst üste üçüncü gününde ABD ve İsrail'in İran'ın çeşitli bölgelerine yönelik operasyonları devam ederken, Tahran da İsrail'e ve Arap Körfezi bölgesindeki ABD üslerine yönelik saldırılarını sürdürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaştan sonra yaptıkları konuşmalarla İranlıları sokaklara dökülmeye ve rejimi devirmeye teşvik etmeye çalışmışlardı; ancak bu durum şu ana kadar gerçekleşmedi.
ABD-İran nükleer müzakerelerinin gölgesinde patlak veren bu savaştan haftalar önce Trump, İran'da yaşanan geniş çaplı protestoları körüklemek amacıyla "İranlıların özgürlüklerini geri kazanmalarını sağlamak için" ne gerekiyorsa yapacağını tekrarlamıştı.
İran hükümeti, bu protestoların büyük bir kısmının Tel Aviv ve Washington tarafından finanse edildiğini, ülke genelinde kaos yaratmayı amaçladığını ve yüzlerce vatandaş ile güvenlik görevlisinin ölümüne yol açtığını defalarca dile getirmişti.





